menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş’ın Kırkı; Satoshi’nin Sırrı..

30 0
10.04.2026

İnsanlık tarihini; birbirini takip eden sayısız savaşlar üzerinden okumak mümkün oluyor. Her savaşı hazırlayan koşullar, fiilen başlatan/tetikleyen nedenler, seyir ve gelişme süreci ve nihayet sonlanma/barış ile taçlanma evreleri farklı yaşanmışlıkları tarihe geçiriyor. Ortak paydası “zor kullanarak hakimiyet kurma” olan savaşlar, hemen daima birer insanlık trajedisi olarak ortak hafızaya kazınıyor ve sonucuna bağlı olmaksızın, her savaş; yenilerinin hazırlayıcısı rolünü üstleniyor. Mesela, seksen yılı geride bırakan günümüz küresel düzeninin temelini inşa eden İkinci Dünya Savaşını, aslında, 1918’de sonuçlandığı kabul edilen önceki büyük harbin devamı  ve rövanşı olarak değerlendirmek gerekiyor.

Güncel planda, dördüncü yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı paralelinde, kırk gününü geride bırakan Körfez Savaşı birlikte yaşanıyor. Yakın zamanda, oniki günlük kısa bir süreçte gelişen çatışma koşulları, bu kez, çok sayıda ülkeyi doğrudan savaş içine çekmekle birlikte halen, “bölgesel savaş” olarak sınıflandırılıyor. Ancak, Hürmüz Boğazı sendromu ve tetiklenen enerji krizi üzerinden ortaya çıkan eko-politik etkileri, çoktan, küresel ölçekli bir çerçeveyi ortaya çıkarıyor. Bölgede yer alan önemli enerji üretim ve tedarik merkezlerinden kırk kadarının ciddi zarar görmesi, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzında aksama yaratıyor. Söz konusu kaybın; 1973 ve 1979 petrol krizleri ile 2022 Ukrayna işgali sonucu yaşanan benzer durumun tamamından daha ağır bir tabloyu dünyanın karşısına, şimdiden çıkardığı ifade ediliyor. İlaveten, küresel enerji ticaretinin kritik hattı olan Hürmüz Boğazı’nda geçiş için bekleyen gemi sayısının, an itibarıyla sekizyüz adede ulaştığı bildiriliyor. Küresel ekonomi için, enflasyonda yukarı yönlü; büyümede aşağı yönlü “Çifte Risk” sendromunun ortaya çıktığı görüşü ağırlık kazanıyor. Bu çerçevede, üyelerinin nerede ise %90’ı enerji ithalatçısı konumuna sahip olan IMF (uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası’nın önümüzdeki hafta birlikte açıklayacakları güncellenmiş tahminler daha kritik hale geliyor.

Aslında, savaşın “kırkı çıktığında” bir sönümlenme/ateşkes iklimine geçilmesi beklenti dahili bir gelişme olarak selamlanıyor. Yıkıcı ve cana kast edici savaş sürecinin askıya alınması, insani açıdan memnuniyet verici bulunuyor. İşin ekonomik bacağında ise piyasalarda genel bir rahatlama ve “risk iştahının artması” ağırlıklı bir davranış etkisi gözleniyor. Petrol fiyatları düşerken, altın ve sermaye piyasalarında yükseliş, ortak trend olarak kendini gösteriyor. Yaşanan inişli/çıkışlı dönemlerden sonra, kırkıncı gününde “sönümlenme evresine” giren savaşın, öngörülen onbeş günlük erimde sonraki beklenen aşama olan “sonlanma/barış” konjonktürüne geçmesi ümit ediliyor. Bu aşamada, ilgili Risk Analiz ve Okumaları ön plana çıkıyor; “İhtiyatlı İyimserlik” temelinde hareket etmek gerekiyor.

Kırkıncı günde gelen ateşkes rallisinde, önde koşan piyasa varlıkları arasında kripto varlıkların ilk planda yer aldıkları izleniyor. Mesela, sadece haftalar önce 130 bin dolar rekor seviyelerini test ettikten sonra hızla değer kaybederek 60 binli taban rakamlarında tutunmaya çalışan Bitcoin’in %5 yükselerek 72 bin sınırını aştığı görülüyor. Kimilerine göre “Dijital Altın” hükmünde olan kripto varlıkların geçmişteki kayıtlı performans ile gelecek için beklenti ve kabiliyetleri tartışma konusu kalmaya devam ediyor. Bir kesime göre; hararetle savunulan ve “geleceğin rakipsiz finansal enstrümanı”  olan kripto varlıklar, başkaları için halen “şüphe ve tereddüt kaynağı” etiketi ile değerlendiriliyor. 2008 yılında piyasalara ve dünyamıza sunulan; kazandırılan kripto varlık kavramı ile teknolojisinin başlangıcı esrarengiz/tartışmalı olmayı sürdürüyor.

Bilindiği üzere, bundan on yedi yıl önce, kurulu düzen ve finansal işleyişin temelindeki “merkezi otorite karşıtı” tutumuyla kuruluş manifestosunu yayınlayan imza olarak; “Satoshi Nakamoto” ismi kayıtlarda yer alıyor. 2011 yılından bu yana “ses vermeyen” bu şahsın, Japon olduğu düşünülmekle beraber gerçek kimliği bilin(e)miyor. Kendisi tarafından 5 Nisan 1975 olarak açıklanan doğum tarihinin de aslında sembolik bir anlam/şifre taşıdığı anlaşılıyor; 1933 yılının aynı gününde, ABD Başkanı Roosvelt’in “halkın elinde altın tutmasını yasaklayan kararı aldığı, söz konusu yasağın ise ancak 1975 yılında kaldırıldığı” hususlarını hatırlatmak gerekiyor!

Uzun yıllar, gerçek kimliği ve/veya varlığı sorgulanan Satoshi üzerine çok sayıda çalışma yapıldığı; belgesellere konu edildiği takip ediliyor. Tartışma ve değişik spekülasyonlara yol açan birçok girişim sonrasında ilk kez bu konuda ciddi bir mesafe alındığı ve belki bu kez sonuca ulaşıldığı değerlendiriliyor. 8 Nisan tarihli NewYork Times gazetesindeki makalesi ile John Carreyrou; Satoshi’nin gerçek kimliğinin; İngiliz “Dr. Adam Back” olduğunu dünyaya duyuruyor. 55 yaşındaki Dr.Back, Blockstream adlı kripto varlık alanında faaliyet gösteren bir firmanın ortağı olarak sektörde aktif rol oynamayı sürdürüyor. Araştırmacı gazeteci John Carreyrou, çok ayrıntılı ve titiz bir çalışma sonucunda “Satoshi’nin sırrını çözdüğüne dair” somut bulgularını kamuoyunun bilgisine sunuyor. Bitcoin kurgu ve yapısının dayandığı Hashcash uygulamasının tescilli yaratıcısı Adam Back, bu durumu yalanlamaya devam etse de Satoshi Nakamoto sırrının nihayet çözüldüğüne dair kanaat süratle taraftar kazanmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde, sanat dünyasının uzun süredir çözülemeyen “Banksy” mahlaslı grafiti sanatçısının gerçek kimliğini ifşa eden Reuters araştırmasından hemen sonra, bu kez finans dünyasının “Satoshi”’sinin arkasına saklandığı sır perdesinin aralanması ilginç bir gelişme olarak selamlanıyor.


© CNN Türk