Savaş’ın Kırkı; Satoshi’nin Sırrı..
İnsanlık tarihini; birbirini takip eden sayısız savaşlar üzerinden okumak mümkün oluyor. Her savaşı hazırlayan koşullar, fiilen başlatan/tetikleyen nedenler, seyir ve gelişme süreci ve nihayet sonlanma/barış ile taçlanma evreleri farklı yaşanmışlıkları tarihe geçiriyor. Ortak paydası “zor kullanarak hakimiyet kurma” olan savaşlar, hemen daima birer insanlık trajedisi olarak ortak hafızaya kazınıyor ve sonucuna bağlı olmaksızın, her savaş; yenilerinin hazırlayıcısı rolünü üstleniyor. Mesela, seksen yılı geride bırakan günümüz küresel düzeninin temelini inşa eden İkinci Dünya Savaşını, aslında, 1918’de sonuçlandığı kabul edilen önceki büyük harbin devamı ve rövanşı olarak değerlendirmek gerekiyor.
Güncel planda, dördüncü yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı paralelinde, kırk gününü geride bırakan Körfez Savaşı birlikte yaşanıyor. Yakın zamanda, oniki günlük kısa bir süreçte gelişen çatışma koşulları, bu kez, çok sayıda ülkeyi doğrudan savaş içine çekmekle birlikte halen, “bölgesel savaş” olarak sınıflandırılıyor. Ancak, Hürmüz Boğazı sendromu ve tetiklenen enerji krizi üzerinden ortaya çıkan eko-politik etkileri, çoktan, küresel ölçekli bir çerçeveyi ortaya çıkarıyor. Bölgede yer alan önemli enerji üretim ve tedarik merkezlerinden kırk kadarının ciddi zarar görmesi, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzında aksama yaratıyor. Söz konusu kaybın; 1973 ve 1979 petrol krizleri ile 2022 Ukrayna işgali sonucu yaşanan benzer durumun tamamından daha ağır bir tabloyu dünyanın karşısına, şimdiden çıkardığı ifade ediliyor. İlaveten, küresel enerji ticaretinin kritik hattı olan Hürmüz Boğazı’nda geçiş için bekleyen gemi sayısının, an itibarıyla sekizyüz adede ulaştığı bildiriliyor. Küresel ekonomi için, enflasyonda yukarı yönlü; büyümede aşağı yönlü “Çifte Risk” sendromunun ortaya çıktığı görüşü ağırlık kazanıyor. Bu çerçevede, üyelerinin nerede ise ’ı enerji........
