+ALTIN’A DAİR..+
Bu çerçevede, güncel bir durum tespiti ve altın ile ilişkili ekonomik değerlendirme gündeme geliyor:
Çözüm sürecinde somut aşama kaydedilemeyen ABD-İran muhtemel çatışması için Umman buluşması ile ulaşılan “bekle-gör” konjonktürü, 11 Şubat tarihine çekilen Netanyahu-Trump zirvesi ile tekrar şüpheli/yüksek riskli hale dönüşüyor. İki liderin, tam İran İslam Devrimi’nin yıldönümünde, yedinci kez biraraya gelmesi manidar bulunuyor. ABD-Rusya arasındaki nükleer silahlanma kontrol anlaşmasının miadını doldurması da aynı tarihlere denk düşüyor. Jeo-politik tansiyon ve risk okumalarında belirgin bir değişiklik yaşanmadığını kabul etmek gerekiyor. Başkan Trump’ın; “dünyadaki petrolün artık p’i bize ait!” ifadesi ve Hindistan’ın petrol ihtiyacını Çin’den değil; ABD-Venezuela’dan karşılayacağını açıklaması da dikkatle not ediliyor. Geçen haftaki CME (Şikago Emtia Borsası) merkezli büyük operasyonun ardından, altın; en çabuk toparlanma işaretleri veren finansal varlık haline ulaşıyor. Yaşattığı değer kayıpları ile bir kere daha “şeytanın metali!” benzetmesini hatırlatan gümüşün bu durumu ve kripto dünyasının “simgesi” Bitcoin özelinde yaşanan düşüş travması da altının “nefesini açıyor”. Bu performansıyla, Bitcoin için ortaya atılan “dijital altın” benzetmesi, her halde anlamını yitirmiş bulunuyor!
Alımlarda birinciliği kimseye kaptırmayan Polonya Merkez Bankası’nın; “150 tonluk yeni külçe alım kararı” ve stabil-kripto liginin lideri Tether’in 70 tona ulaşan benzer tercihi de ,ortada duruyor. CME merkezli; mega ölçekli “doldur-boşalt” operasyonundan görece daha az bir “güvenli liman itibar kaybı” ile çıkan altın kulvarında, merkez bankalarının........
