“Nisan: Gürültüsüz Başlangıçların Ayı”
Bu ayın en sevdiğim tarafı, kesinliklerden uzak olması. Hava bir gün güneşli, ertesi gün serin; planlar biraz belirsiz, ruh hali biraz dalgalı… Ama belki de tam olarak bu yüzden gerçek. Çünkü biz de çoğu zaman böyleyiz: Ne tamamen hazır ne de tamamen vazgeçmiş.
Nisan, büyük kararların değil küçük fark edişlerin ayı gibi gelir bana. Sabahları daha erken uyanmak istemek, camı açınca içeri dolan havayı fark etmek, uzun zamandır ertelenen bir mesajı atmak… Büyük değişimlerin aslında bu küçük anların birikimiyle başladığını hatırlatır.
Bir de umut meselesi var. Nisan ayı, umudu fazla iddialı olmadan yeniden kurmamıza izin verir. “Her şey mükemmel olacak” demeden, “belki biraz daha iyi olabilir” diyebilmek gibi. Daha gerçek, daha yumuşak, daha sürdürülebilir bir umut.
Bazen hayatın tam ortasında durup kendimize şunu sormak gerekiyor: “Ben şu an ne hissediyorum?” Nisan bu soruyu sormak için güzel bir zaman. Çünkü cevaplar net olmak zorunda değil. Zaten bu ayın ruhu da biraz bulanık, biraz geçiş halinde.
Belki de bu yüzden Nisan acele etmemeyi öğretir. Her şeyin hemen yoluna girmesini beklemeden, sürecin içinde kalabilmeyi… Çiçeklerin bir anda açmadığını, güneşin her gün biraz daha fazla ısıttığını fark etmeyi…
Kısacası Nisan, büyük cümlelerin değil küçük hislerin ayı. Gürültülü başlangıçlar yerine sessiz toparlanmaların, keskin dönüşler yerine yumuşak geçişlerin zamanı.Ve belki de en güzeli şu: Nisan bize, yeniden başlamak için hiçbir zaman “mükemmel” bir an olmayacağını, ama “yeterince iyi” bir anın her zaman mümkün olduğunu hatırlatır.
