Bodrum’un Dolap Kuyuları
Bodrum’da sulu tarımın tarihi pek eski değil. Cumhuriyet’in ilk kayıtlarında halkın gelir kaynağı olarak kuru tarım ürünlerinin (tahıl türleri, incir, zeytin, palamut, tütün vb.) öne çıktığı görülüyor. O dönemde tek tük olan narenciye bahçeleri 1930’lu yıllara doğru artış gösteriyor ve Bodrum gerek narenciye gerekse sebze üretiminde ülke düzeyinde söz sahibi olmaya başlıyor. Bu hızlanışta mübadele öncesi ve sonrasında gelen Girit Türkleri’nin katkısını göz ardı etmemek gerek. Ardından Halikarnas Balıkçısı da kuşkusuz. İşin içine narenciye ve sebze girince yer altı sularına erişme zorunluluğu doğuyor elbette. Öyleyse ilk yapılacak iş, su kuyuları açmak ve bulunan suyu yer üstüne taşıyarak ürünlerin sulanmasını sağlamak. Bunun için de hemen her bahçede dörtgen biçimli kuyular açılmaya ve üzerlerine dolap adı verilen düzenekler yerleştirilmeye başlanıyor. Bu kuyuların duvarları “yaş yapı” denilen harçlı teknikle yapıldığı için oldukça sağlam. Hatta kenarlardan biri içe doğru genişletilerek “kemer” adı verilen boşluklar elde ediliyor ve suyun daha büyük hacimde toplanması amaçlanıyor. İş kazaları da yaşanıyor bu arada ne yazık ki. Beklenmedik göçükler, yaşamını yitirenler…
Dolap denilen mekanizma eskiden beri uygulanagelen bir tekniğe dayanıyor aslında. İran ve Hint toplumlarının ırmaklardan su almak için kullandıkları ve “Persian Wheel (Pers Çarkı)” diye adlandırılan sistemin su kuyularına uyarlanmış hâli.
Turgutreis’teki bahçemizde bu sistemle sulama yapanlardan biriyim ben de. Ağaçları yeşerten, sebzeleri kabartan suyun kutsallığına çocuk yaşlarda tanık olmak bambaşka o yüzden. Dolapların düzeneğine de öyle. Hepsi dün gibi aklımda. Sistemin dört ana parçadan oluştuğunu söyleyebiliriz. Yatay eksende çalışan ve çevresinde yedi oluk bulunan silindir bir gövde, bu gövdeye hareket ileten iki konik dişli, bu çarkların dönmesini sağlayan demir çubuklar ve gövdenin çevresindeki oluklarla uyumlu bir dizi kova. Yeter mi? Yetmez elbette. Sistemi çalıştıracak bir de enerji kaynağı lazım. İşte bu enerji kaynağı da bu coğrafyayla son derece barışık, güçlü kuvvetli bir eşek olurdu genellikle. Kimi evlerde katırlardan ya da atlardan........
