YEHOVA’NIN LÜTFU
Katar ve Mısır’ın arabuluculuğu ile İsrail-Hamas arasında tesis edilen yedi günlük ateşkesin ardından Gazze’de İsrail’in sürdürdüğü abluka, yoğun hava bombardımanı ve kara harekatı 1 Aralık 2023’te yeniden başladı ve tüm hızıyla devam ediyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşamını kaybeden Filistinlilerin sayısı yaklaşık olarak 16 bin kişiye ulaştı. Şu ana kadar kara harekatını Gazze Şeridinin kuzeyi ile sınırlı tutan İsrail, geçtiğimiz Pazar (3 Aralık 2023) gününden itibaren bu harekatı güneye doğru genişletmek üzere güneydeki sivil halka yönelik tahliye duyurularına başladı.
Bu ateşkesin uzamayacağını öngörmüştüm. Öngörümün nedeni; İsrail’in başlangıçta belirlediği siyasi hedeflere ve onun gerektirdiği askeri hedeflere ulaşmamış olmasıydı. Zaten ateşkes sırasında bile Netanyahu tekrar savaşa başlayacaklarını deklare etmişti. Çünkü “Aksa Tufanı” saldırısı Netanyahu için iki nedenle Yehova’nın lütfu idi. Birincisi; İsrail’de muhalefet demokrasiye ve yargıya sahip çıkmak maksadıyla meydanları tekrar doldurmak için Gazze’deki savaşın bitmesini bekliyor. Hakkında yolsuzluk suçlamaları ve dosyaları da olan Netanyahu ise savaşı uzatmanın ve bölgeyi ateşe vermenin derdindeydi. İkincisi ise; iki devletli çözüm isteklerini tamamen tarihin karanlık sayfalarına gömmek istiyordu. Ve bu istek; esasında Siyonizm’in birincil hedefiydi.
Bu köşeyi takip edip, televizyon ekranlarında “Aksa Tufanı” saldırısı hakkında yaptığım değerlendirmelerimi izleyenler bilirler; bu saldırının 11 Eylül 2001’de El-Kaide’nin ABD’ye yaptığı saldırıya çok benzediğini örnekleriyle anlatmıştım. Çünkü; “Aksa Tufanı” gibi bir saldırının en az 1 yılı aşkın bir mühimmat üretim/tedarik, planlama, eğitim ve tatbikat sürecine ihtiyacı olduğunu ve böyle bir hazırlık sürecini İsrail istihbaratının fark etmemesinin kesinlikle mümkün olmadığını ve saldırıya yol vermiş olabileceklerini anlatmıştım.
Geçen hafta........
