Medyacılar-siyasetçiler: Bilmiyorsanız lütfen susun!
Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplonun orta yerinde, bu hafta yine CHP krizine damardan girmeden önemli bir ikaz yapmak istiyorum. Buna hatırlatma da diyebilirsiniz.
Bu hafta da başka şey yazabilirdim. Mesela Bay Kemal’in hangi taktiklerle gerçek CHP’yi seçimlerde saf dışı bırakmaya uğraştığını, ne kadar ince psikolojik oyunlar oynayarak Özgür Özel ve ekibini geciktirmeye ve etkisizleştirmeye çalıştığını, bu tavırlara kanmanın nasıl riskler getireceğini anlatabilirdim. Ama bunu bu hafta rafa kaldıracağım. Bu konuda zaten düşüncelerimi biliyorsunuz.
Öncelikle söylemek istiyorum ki, bu makalenin hedef kitlesi sağ politikacılar veya yandaş gazeteciler değil. Onlar birçok konuda zaten tarihi kafalarında görmek istedikleri deforme şekliyle yeniden yazabiliyorlar; ben muhaliflere, gerçek CHP’lilere, solcu olduğuna inanan gazetecilere ve aydınlara konuşuyorum.
Bugün sizler siyasetçi olabilirsiniz, belediye başkanı olabilirsiniz, milletvekili olabilirsiniz, adı geçen bir gazeteci olabilirsiniz, bir medyacı olabilirsiniz… Tarihî her konuyu detaylarıyla bilmek durumunda değilsiniz ve bilemeyebilirsiniz, bu gayet normal. Hiçbirimiz hayatta ulusal ve uluslararası alanlarda istisnasız her konuyu tabii ki etraflıca bilmiyoruz. Bunu iddia etmek zaten anlamsız olur. Ani sorulan sorularda yapay zekanın bile, onca bilgiyi elinde bulundurmasına rağmen hata payı olduğuna göre, insanlar haydi haydi hata yapabilir.
“Ama” diye sözüme devam etmek istiyorum: Evet, her konuyu bilemeyebilirsiniz, ama lütfen bilmediğiniz konularda biliyormuş gibi davranmayın. Çok derin bir bilgiye ve yorum kapasitesine sahipmişsiniz gibi iddialı, şatafatlı cümleler kurup, bu konularda belki hiçbir şey bilmeyen yeni kuşakları, yanlış bir şekilde etkilemeyin. Büyük çoğunluğunun apolitik temelli eksiklikleriyle, sizin bilemeyip biliyor olduğunuzu iddia ettiklerinizi bir araya getirmeleri sonucunda genç kuşağın bilgi zehirlenmesi yaşamasına neden olmayın. Niye mi bu ikazı yapıyorum? Artık o kadar sık rastlıyorum ki, bilmedikleri veya tamamen yanlış bildikleri konularda çok bilgiç tavırlarla ileri geri konuşan ünlü siyasetçi veya gazetecilere, artık buna katlanamıyorum. Kat-la-na-mı-yo-rummm!
Her konuyu bilmek durumunda değilsiniz ama bilmediğiniz, derin araştırmadığınız konuları kulaktan dolma bir şekilde, sağdan soldan yıllar içinde duyduklarınızı papağan gibi tekrarlayarak, biriktirerek hiçbir yere varamazsınız, olsa olsa insanları yanıltırsınız.
BİLMEMEK AYIP DEĞİL: LÜTFEN BU UNUTULMAZ YAZARLARI OKUYUN VE ÖĞRENİN!
Türkiye’nin 1950-1980 arası yaşadıkları hakkında sayısız kitap var. Bu sürecin içinde kritik anlar var. 1950’de İsmet İnönü’nün seçimi kaybedip iktidarı nasıl en demokrat tavırla devrettiği, Menderes ve Bayar’ın demokrasinin nimetleri sayesinde elde ettikleri iktidarın ardından demokrasiye nasıl bir ağır düşmanlık geliştirdiklerini, Demokrat Parti’nin hazin tarihinde yer alan “Vatan Cephesi” nin ne olduğunu, “Tahkikat Komisyonu”nun ne anlama geldiğini araştırıp öğrenebilirsiniz. 18 Nisan 1960 Parlamento darbesini zaten çoğunuz bilmiyorsunuz; gelecekte kuşaklar sizler gibi davransalar, mesela yalnız 15 Temmuz 2016 darbesini bilecekler ve ondan söz edecekler ama 19 Mart 2025 ve 21 Mayıs 2026 darbelerini demek hiç bilmeyecekler ve kimse bunlardan bahsetmeyecek, öyle mi? Bravo size vallahi! Mesela bu son dönem darbelerine karşıysanız, 18 Nisan 1960’ta yaşanan demokrasi katliamını da görmezden gelemezsiniz.
1960 27 Mayıs’ında yaşananlara devrim mi, darbe mi, müdahale mi diyeceğinize araştırmalarlarınızı derinleştirdikten sonra siz karar verirsiniz. Tüm bu farklı isimleri taşıyan kitaplar bulabilirsiniz, kitapçılarda veya sahaflarda... Yine o tarihi takip eden birkaç günde Türkiye’nin en ünlü hukuk profesörlerinin bir araya getirilip nasıl ve niçin dünyanın en ilerici anayasalarından birini kaleme almak üzere çalışmaya başladıklarını ve bu ulvi görevi göreceli olarak en hızlı ve en başarılı şekilde bitirdiklerini etraflıca öğrenebilirsiniz. İsmet İnönü’nün o korkunç üç idam hatasını engellemek için son saniyeye kadar nasıl uğraştığı hakkında detayları okuyabilirsiniz. CHP’nin o yıllarda darbe olmaması için ne kadar çok ikaz yaptığını görmek isterseniz, araştırıp bulursunuz. Ben sizin adınıza bu araştırmaları yürütecek değilim. Ömrüm zaten 20. yüzyıl tarihimizin derinliklerine inerek geçti. Ama madem bu konularda derinlik kazanmadan ileri-geri, yalan-yanlış konuşmaya meraklısınız, size iki teklifim var. Ya en derin şekilde araştırmalarınızı sürdürün, kendinizi adım adım geliştirin ya da lütfen bu konularda topa girmeyin, susun. Sessiz kalın, araştırmalarınız bitene kadar “ortada durun”. Zaten her konunun zıp-çıktı profesörü olmak zorunda değilsiniz. Ama rica ediyorum sahte bilgiçlikler taslamayın! Çünkü bu konuları detaylı bilenler karşısında çok cahil görünüyorsunuz. Bilmemek ayıp değil ,ama çok bilir gibi davranıp hava atarak ortalığa iddialı cümleler bırakmak cidden ayıp oluyor. Çünkü bugünkü genel muhalefet kesimlerinin içinde bazılarınız öyle yerlere sahipsiniz ki, bu konularda bu kadar boş görünmeniz yazık oluyor sizin adınıza. Bu söylem ve analiz hatalarını yapanlar kendi aralarında bir dost buluşmasında sohbet eden insanlar olsa, bir yere kadar anlarım. Ama sizin yüklendiğiniz sıfatlarla ne yazık ki bunlar hoş........
