menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğrenme Korkusu

108 0
04.03.2026

Bu kavramı yıllar önce Murathan Mungan zikretmişti: Sofofobi, öğrenme korkusu. Şöyle açıyordu meramını: "İnsanımız diye nitelendireceğim bu genel özne, bilmek, öğrenmek, hatta çoğu zaman gerçekleri bile anlamak ya da öğrenmek istemez. Duyduğu, işittiği kadarı yeter ona. 'Fazla bilmek iyi değildir,' der.  'Fazla düşünmek iyi değildir,' der. Öğrenmekten, adeta ölüm gerçeğiyle yüzleşecekmişçesine korkar. Onun, idare edebileceği kadar kanaatlere, üstünkörü fikirlere, kalabalıklarla arasında genel uyumu bozmayacak beylik sözlere ihtiyacı vardır."[1]

Sofofobi, öğrenme korkusu - bilgelik korkusu diye de çevrilebilir. Düşünme korkusuyla kuşkusuz ilişkili. 'Teknik olarak,' hem başkalarının bilgisi karşısında duyulan, hem de -asıl önemlisi- bizzat bilme çabasından, öğrenmekten duyulan patolojik korkuyu anlatır. Öğrenmeyi reddetmenin nedeni tembellik değil, öğrenme ediminin kendisinin 'tetiklediği' korku reaksiyonlarıdır burada. Yeni bir bilgiyle ilişkilenme korkusu, temas korkusudur. Dönüp-kendine-bakmanın zahmetlerinden sakınmanın, otomatiğe bağlanmış zihnin yeni patikalara koşulmasını tehdit gibi algılamanın korkusu...

Tahsille ilgisi yok, bunun... Hatta tahsille edinilmiş bilgi formasyonu ve bilme biçimi, başka, yeni, farklı öğrenmelere karşı kalın bir zırha dönüşebilir. Tabii ayrıca, ciltler devirmiş olanlarda da ideolojik koşullanma, ideolojik "netlik" ve arı-duruluk tutkusu, bizzat 'kendi ideolojisi' içinde bile farklı bilmelere açılmanın yolunu kapatan yüksek setler çekebilir.

Öğrenme korkusunun tezahürlerini, bol bol görmüyor muyuz? Tersinden söylersek, karşılaştığımız önyargı püskürmelerinde, bilmezliklerde, dinlemezliklerde, öğrenme korkusunun tezahürleri de göstermiyor mu kendini?

İşittiği-okuduğu bir kavramı, bir yorumu hemen zihin dolabındaki çekmecelerden birine yerleştirmek, onu önce bir masanın üzerine koyup şurasına burasına bakmaktan kaçınmak, mesela, bunun bir tezahürü...

Karşısındaki bir çerçeve çizmeye, bir yaklaşım geliştirmeye çalışarak anlatırken, radara takılan bir kelimeye, bir kavrama tutunup, rahatlayarak kendi ezberini tekrarlamak, bunun bir tezahürü... Radara takılan o kelime, o lâf, "zaten" biliyor olduğunu düşündürüp, yeni bir bilgiyle temasa girme korkusunu gidererek rahatlatır. Veya, "düşman" bir kelimedir, o........

© Birikim