menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rüyadan Uyandıran Gerçek: Erdoğan Özmen’in Ardından

32 0
04.04.2026

Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli Erdoğan Özmen, klinik yaklaşımlarında kavram ve bağlam dengesini sürekli dengede tutmaya çalışırdı. Örneğin Freud veya Lacan’ın yapıtına eğilirken güncel zamanın yarattığı ruhsal tabloyu aklından çıkarmazdı. Böylece onun klinik ortamı teori ve pratiğin kesiştiği bir mekâna dönüşürdü. Genel ile yerel arasında bazen âni geçişler yapardı. Kendisine danışanların da gerçekliğini muhtemelen ne çok uzaklarda ne de hemen dibinde arardı. Rüyada Uyanmak (İletişim, 2012) kitabının her sayfasında bu bağdaşıklığı fark edebiliriz. Metinde, birbiriyle ilişkili bilinçdışı, rüya, ayna imgesi, kastrasyon kavramlarını Lacan’a yaklaşıp uzaklaşarak tanımlıyor. Bir zamanlar kliniğine uğramış olanları kendilerine özgü dertleriyle beraber anlatıyor. Aşağıda yayımlanmış veya kliniğinde kayda geçmeden kalmış yapıtının küçük bir parçasını değerlendirmeyi deneyeceğim. Bu değerli çalışmasınınyarattığı birkaç izlenimi takip etmeye çalışacağım.

En sağlıklı koşullarda bile rüya görmek ruhsal bir sürçme belirtisi, geçici bir deliliktir. Fakat Freud ve Lacan için düşler uyuyan özneyi daha tehlikelisinden korur. Uykuyu bozmak bir yana, uykunun sürmesini sağlar. Lacan’ın tuché dediği etkide olduğu gibi uykuyu bölen aslında Gerçek’tir. Böyle bir temasla birlikte rüya bölünür. Düş gören özne, Gerçek’ten neşet eden etkilere maruz kaldığında, uyanıkken fantezilerin yaptığına benzer bir perdelemeyle uykusunu savunamaz; orada Gerçek’in insafına terk edilir. Düşler, bilinçdışını açıp ona açıldığı kadar bir emniyet perdesi de olur. Düzenli ve kesintisiz rüya görmek ve sabahları onları unutmak, "kendiliğin gelişimini, sürdürülmesini ve restorasyonunu kolaylaştırır" (Özmen, 2012: 100). Düşler bu anlamda Gerçek’ten çok simgeselin tarafındadır; arzu, fantezi veya benlik gibi; özneyi Gerçek’ten ve ondan kaynaklanan keyiften, jouissance’tan güvenli bir mesafede tutar. Düşler, sadece bazı semptomlar değil, Gerçek, imgesel ve simgesel katmanları düğümleyen, ruhsal döşemeyi güvenceye alan bir sinthome etkisi de yaratır.

Düşler, üç işaret katmanının birleşimidir; simgesel harfler, imgesel resim-yazılı işaretler ve Gerçek’in ifadesizliği, simge dışı belirişleri veya dokunuşlarıyla dile gelir. Tüm bu işaretler bir “düş metninde” buluşur. Düşler karşıtlıkları birleştirebilen kapsamlı belirtilerdir aynı zamanda. Rüya görmek simgesel olduğu kadar semiyotik ve travmatik bir vakadır. Semiyotik, farklı soyut veya somut zeminleri, nesnellik biçimlerini buluşturur. Travma ise bu sırada senteze ulaşmaya aday muhteva ve biçimlerin dağılmasına sebep olur. Böyle bir zeminde zuhur eden rüyalar eklektik ve anakronik görünüm sergiler. Çünkü bir katmanda birleşen diğerinde ayrılır, delinir, boşaltılır; birisinin hafıza kaydını diğeri siler. Uyanınca bu geçici bellek hızla kaybolur. Freud, düş yapısındaki “boşluklardan” ve onları dolduran “yamalardan”söz eder. Fakat yine de düşlerde kısmen anlamlı ve bütünlüklü "bir düşünme biçiminin konuştuğu” söylenebilir. Özmen’e göre düş görmek, “içimizde neler olup bittiğini bilmiyoruz, içimizde geçerli dili anlamıyoruz demektir" (2012: 117, 123). Rüyalarda mevcut ve iki farklı arzuya, düşünceye, temsile ait iki farklı metin birbirinin yapısını söktükçe rüya içeriği oluşur.

Tüm bu semiyotik, sentetik uzlaştırma gayretleriyle, bir “kahramanlık” biçimi sayabileceğimiz rüya, Gerçek’e, jouissance’a, keyif akışına karşı ikincil bir tertibat oluşturur. Rüyadaki özne, fantezinin, arzu hareketinin kapatamadığı boşlukları, eksikleri düşsel yollardan doldurmaya çalışır. Bu sırada Gerçek, onu bilinçli veya bilinçsiz uykusundan uyandırmasın diye, sıralı duvarlar ardında ilk bakışta okunaklı görünmeyen bir gerçeklik kurulur. Gerçek’in tahammül edilemezliğine karşı sur içinde bir yanılsama uygarlığı gerçeklik kazanır. Rüyalarda, Gerçek ile "sert ve âni" karşılaşmalar vuku bulmasın diye sıralı tahkimatlar kurulur; ego psikolojisindeki “savunma mekanizmaları” gibi. Game of Thrones dizisinde Akgezenler’e karşı dikilen yüksek ve uzun Kuzey duvarı gibi. Böylece Gerçek’in tazyikine, sebep olduğu........

© Birikim