menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğru Bir Şey Yapmak ya da Yapmamak!

13 0
15.05.2026

Frantz Fanon, dekolonizasyonun mutlak biçimde şiddet barındırdığını, aynı zamanda bunun tarihsel bir zorunluluk olduğunu belirtir ve sömürge bireyinin kaderini eline almasının ve varlığını yeniden inşa etmesinin buna bağlı olduğunu söyler. Sömürge toplumunda sömürgeci ve sömürge arasındaki ilişkiyi bu temelde değerlendirir. Ryan Coogler’in Sinners (Günahkarlar) filmi de tam olarak bu tarihsel gerçeklikten esinlenmiş olabilir. Film Amerika’da ırkçılığın ve plantasyonlarda Afrikalı siyahilerin sömürüldüğü bir tarihte geçmektedir. İki kardeşin elim bir olayın ardından terk ettikleri kasabalarına yıllar sonra dönmelerini anlatsa da yüzeyin altında iki karşıt tavır ve hayat biçimini karşı karşıya getirir. Amerika’ya kendi büyücülüğünü de getiren Afrikalı tanrıça ve Hıristiyanlığın babası kavga eder. Bunların şahsında ırkçılığı korku türünde bir biçime dönüştürür.

Yine de ben filmin asıl karakteri olan Küçük Sam’in, Spike Lee’nin Do The Right Thing’deki Mookie karakterine benzer sömürge insanından beklenen bir eylemde bulunamayışını araştırmaya çalışacağım. Bu davranışın Frantz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri kitabından hareketle sömürge insanının mutlak süratle sömürgecisiyle yüzleşeceği ve kendini yeniden yaratacağı fikrinden hareketle Küçük Sam karakterini yorumlayacağım.

Sinners sıradan bir korku filmi değildir. Baştan sona ırkçılığa ve sömürgeciliğe atıf yapan bir filmdir. Amerika, yerlilerden neredeyse arındırılmış kıta olarak bir uçtan diğer uca beyazın elindedir. Fakat yine de birkaç yerli kalmış ise onlar da kıtaya musallat olan beyazın kötülüğüne karşı mücadele etmektedir. Afrikalılar ise kıtanın sömürülecek emek gücü olarak vardır. Buna rağmen filmde siyahilerin belli kamusal haklarına kavuşmuş olduğu gözükür (kilise cemaatini toplamak veya kendi yerleşim yerlerinde rahatlıkla gezmek gibi) fakat apartheid rejimini andıran siyahların belli kasabalarda yoğunlaşması ve bu gibi yerlerin dışında ikametleri sınırlı olması bazı gerçekleri fısıldar:“Sömürge dünyası bölümlere ayrılmış bir dünyadır. Bu dünyayı tarif ederken, "yerli" kasabalarıyla Avrupalı kasabalarının, "yerli" okullarıyla Avrupalı okullarının varlığını anımsamak herhalde gereksizdir…”........

© Birikim