menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Punch ve CapitaliZoo

10 0
26.02.2026

Her gün, hatta bazen bir günün içinde, başka sebeplerle defalarca bir ağaç gövdesini delercesine içimizi dışımıza yongalayan onca acı yokmuş gibi; günlerdir annesi tarafından terk edildiği söylenen minik makak Punch’a kahroluyoruz.

Eş zamanlı bir başka popüler gündem ise Beren Saat’in şarkısı: CapitaliZoo. Beğeneni, beğenmeyeni bir anda her mecrada oldukça sivri yorumlarla fikrini beyan etmeyi sürdürüyor. Kapitalizmin baş destekçisi popüler kültür; şarkıdaki -varsa- sistem eleştirisinin önüne geçerek asli görevini yerine getirmiş görünüyor.

Beren Saat’in sesi, performansı ya da bestenin iyi ya da kötü oluşundan bağımsız olarak, ben şarkının adına ve kurduğu metafora odaklanmak istiyorum. “CapitaliZoo” — hayvanat bahçesi ile kapitalizmin çarpıştırılması. Görünmez kafesler. Sergilenen canlılar. Uyum sağlamaya zorlanan varlıklar.

Şarkı kapitalizmi bir hayvanat bahçesi metaforuyla eleştiriyor. Bireyin, sistem içinde sergilenen, izlenen, kategorize edilen, uyum göstermesi beklenerek sıradanlaşmasına gönderme yapıyor.  Elbette hemen ardından akıllara gelmesi beklenen tüketim zorbalığı, doyumsuzluk, her duygunun izini süren sömürünün fırsatçı, pazarlamacı yüzü. Şarkıyı kıyasıya eleştirenlerin kaçı bu şarkıyı ya da söyleneni gerçekten duydu? Ya da anladı?

“Biz CapitaliZoo’da sergilenen vahşi varlıklarız.”

Punch’ın hikâyesi de tam olarak bu denklemin içinde “sergilenen” bir figür olarak çok çarpıcı.

Önce tüm sevimliliyle ve yalnızlığıyla herkesin kalbine dokundu. Gerçek bir canlıydı. Sonra viral bir görüntü oldu. Ardından peluş oyuncak olarak ikonlaştı. Son olarak arzu nesnesi olarak pazarlama taktiği ve satış rekorlarıyla buluştu. Bir kaç güne kalmaz ters yöne yürüyen yalnız ve küskün penguen arkadaşı gibi unutulup gidecek.

Bu kısa akış içinde merhameti yarıştıran mı, ajitasyonun farkında olup boşa  söylenen mi, birbirine neye ne kadar üzülmesi gerektiğini öğreten kalabalıklar mı? Kimi ararsanız var. Birkaç gün yoğunlaşan, sonra suyu sıkılıp bırakılan tepkiler. Tepkiyi öğüten tüketim çarkları. Metaya dönüşen duygular. Fırsatı satışa çeviren parlak fikirli marka yöneticileri. Ve yüz binlerce başka Punch’ın kaderine bir gram etki etmeyen düzen. Hepsi yerli yerinde.

Yani bir hayvanat bahçesindeki kafes ile algoritmanın görünmez kafesi arasında büyük bir fark yok. Punch kafeste miydi, yoksa biz mi CapitaliZoo’nun cama yapışmış gönüllü ziyaretçileriyiz? Neye ağlıyoruz? Maymuna mı, yalnızlığa mı, yoksa sistemin ürettiği ortamda yalnızlığımıza, terk edilmişliğimize........

© Birgün