Özlemişiz…
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Neyi özlediğimizi merak edenler için peşinen söyleyelim.
Hem Beşiktaş’ın koşarak ve takım halinde birlikte ileri çıkarak futbol oynamasını, hem de kenarda “takımla birlikte koşan ve ter döken” bir teknik direktörü.
Tabii ki taraftar gözüyle bakınca da, uzun bir aradan sonra dolu, hatta dopdolu tribünlere gelen onbinlerce taraftar, “Okul açıldığında, bütün yaz göremediği sevgilisini görmüş liseli ergen” heyecanıyla bağrına bastı Beşiktaş’ı… Hiç susmadı taraftar. En önemli notlarımdan biri budur maçla ilgili.
Yeni hoca ve yeni transferler, herkesin gözlerinin üzerinde olduğu isimlerdi.
O zaman “Vincenzo Hoca”dan başlayalım.
Takımı, bu oyunun “koşarak, topa sahip olduktan sonra hızla rakip kaleye doğru koşarak ve en önemlisi de birlikte koşarak oynanan bir oyun” olduğunu öğretmiş.
Dün akşam Beşiktaş sahada bunu yaptı.
Ve yine, futbolun en temel kurallarından birini de uyguladığına tanık olduk takımın. O da, topu kaybettiği andan birkaç saniye sonra tekrar kazanmak için uğraşmak, “eyvah kaybettik topu. Şimdi geri geri koşup kalemizi savunalım” demeyen bir takıma da dönüşmüş Beşiktaş. Bu da önemli bir artı unsur.
Rakip takımın 11 kişi kaldıktan sonra, bu kadar kapanacağını ve çaresizlik için cılız kontrataklar arayışından başka bir şeye kalkışmayacağını doğrusu beklemiyorduk.
Bir kez kaleci yen kaleci Nubel ile karşı karşıya kaldılar. O da harika bir refleksle çıkardı topu. Başka da tehlikeli bir atakları olmadı. Bu takımı bize “Danimarka futbolunu iyi bilen........© Birgün
