menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı rüyayı görmek

37 0
05.04.2026

Sinemalarımızda izlenmesi gereken yabancı filmlerden söz açtık son haftalarda. Festivallerde ve Oscar yarışında öne çıkan filmler içinde, kapitalist sistemin çarpıklığını deşifre eden yapımların yanı sıra, Filistin’de yaşanan vahşeti, İran’da birey özgürlüklerini sınırlayan rejimi ve dünyanın farklı köşelerinde yaşanmış faşist uygulamaları eleştiren yapımlar öne çıkıyordu. Ne yazık ki, seyircimiz bu filmlere fazla itibar etmedi. ‘Görünmez Kaza’ üç haftada 1.119 seyirciye ulaşabildi. Brezilya tarihinin karanlık dönemine ışık tutan, dikta yıllarında bir aydının karşı karşıya kaldığı baskıları konu alan ‘Gizli Ajan’ı ise 8.700 kişi izledi.

Peki, ya kendi filmlerimize sahip çıkıyor mu seyircimiz? Hafta içinde sonuçlanan SİYAD ödüllerinde 2025 yılının En İyi Filmi ödülünü kazanan, ülkemizin tanık olduğu acılardan birini, ‘Cumartesi Anneleri’ni gündeme taşıyan, sinemamızda çok az denenmiş fantastik türün incelikli örneklerinden birini imzalayan Emine Yıldırım’ın ‘Gündüz Apollon Gece Athena’sını sinemalarda izleyen seyirci sayısı 3.000 küsur (film şu sıralar MUBI’de izlenebilir). Geçen yılın festivallerinde büyük ödülleri kazanan iki yapım, Pelin Esmer’in ‘O da Bir Şey mi’ adlı filmi 18.000, Seyfettin Tokmak’ın ‘Tavşan İmparatorluğu’ 3.000 seyirciye ulaşabilmiş. Berlin’de Gümüş Ayı kazanan Emin Alper’in ‘Kurtuluş’u dört haftada 29.000 seyirciye ulaşmış. Altın Ayı’yı kazanan, Almanyalı yönetmenimiz İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ı da ilk haftasında 15.000 seyirciyle buluşmuş. İki filmin de seyirci sayıları artacak hiç kuşkusuz. Ama nereye kadar? Son haftaların gişe şampiyonu ‘Çatlı’ iki haftada 236.500 rakamına ulaşmış. Şaşırtıcı değil… Beni düşündüren, sol mahallenin aydınlarının sorumsuz yaklaşımı… Ülkemizin ‘makus talihi’nin bir başka göstergesi mi diyelim?

KURTULUŞ

Neyse, biz gelelim 2026’nın iki başyapıtına… ‘Tepenin Ardı’ ile önemli bir çıkış yapan Emin Alper, ‘Abluka’ ve ‘Kurak Günler’le çizgisini tutarlılıkla sürdürdü. Ötekileştirmenin, linç kültürünün ve korkunun egemen olduğu toplumlarda bireyin çaresizliğini vurguladı. ‘’Kurtuluş’ bu filmlerde ele aldığı temaların bir sentezi adeta. Ve bu kez çok daha derine inen bir analiz söz konusu. Kitlesel kıyımların maddi ve psikolojik temellerini sorguluyor Alper. Sol kesimden, Kürt arkadaşlardan gelen........

© Birgün