menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarih Elon'un eline düşerse...

34 0
27.07.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Hafta içinde, Bulgar kökenli bir İspanyol gencin kısa filmlerini izliyordum. Bunlardan birinde, Sovyetlerin Afganistan'ı işgal ettiği yıllarda bölgede bulunan, fotoğraf meraklısı bir Kızılordu askerinin öyküsü anlatılıyor. Bu asker, tesadüfen bir arkadaşının ölüm anında deklanşöre bastığında, ölüm meleğinin belli belirsiz bir görüntüsünü yakaladığını fark ediyor. Sonra bir askerin mayına basıp öldüğü anda yine ölüm meleğini negatife kaydediyor. Üçüncü sefer, bu kez bir ölüm olmasını beklemek yerine, fotoğraf makinesini ve tüfeğini dağların arasında yapayalnız duran bir eve doğrultuyor, birilerinin canını alarak ölümün fotoğrafını çekmeye hazırlanıyor.

Evden, kucağında çamaşır sepetiyle mavi burkalı bir kadın çıkıyor. Kadın çamaşırları asıp eve girerken, bu sefer bir Afgan mücahit çıkıyor. Sol elinde kalaşnikof, sağ elinde kulağına dayadığı cep telefonu var. Birkaç saniye bekleyip hedefine odaklanan asker ateş ediyor ama hedefi ıskalıyor. Mücahidin açtığı karşı ateşle ağır biçimde yaralanan asker, fotoğraf makinesini de alıp bir mağaraya sığınıyor. Orada ağır ağır kan kaybından ölürken, ölüm meleği gelip askerin fotoğrafını çekiyor, film bitiyor.

Yönetmen genç -henüz 23 yaşında- ve çok hevesli, 2020-'25 arası dört kısa film yapmış. Ama ne yazık ki, başta tez canlılık olmak üzere kuşağının bilişsel özelliklerini taşıyor. Sovyet askerinin üniformasına ve elindeki fotoğraf makinesinin markasına -Zenit tabii ki!- özen gösteren yönetmenin yeterince araştırmadığı ve gözden kaçırdığı, filmi için yaşamsal öneme sahip detaylar var. Öncelikle, cep telefonunun olmadığı bir dünyanın varlığını aklına bile getirmemiş olmalı ki, 1979-'89 arası yaşanmış bir savaşta, belki bugün bile doğru düzgün sinyal........

© Birgün