Sosyo-biyolojik tekme
Yılın en bunaltıcı filmlerinden olmaya aday bir yapım gösterime girdi: If I Had Legs I’d Kick You/Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim (2025).
Film kötü olduğundan değil, aksine, hem öyküsü hem de bu öyküyü anlatma yöntemi çok güçlü olduğundan bunaltıcı: Kocası uzaklardayken evlerinin tavanı çöken Linda, onarım süresince kalmak için küçük kızıyla birlikte bir motele yerleşir. Küçük kız, bir yeme bozukluğundan dolayı bedenine bağlı bir hortum aracılığıyla beslenmekte, psikoterapist olarak çalışan Linda onu her gün bir sağlık merkezine götürmektedir.Bu sağlık merkezinde bir ‘danışan’ olan Linda, kendi çalıştığı yerde benzer sorunlar yaşayan ‘danışan’lara terapi hizmeti sunmak için uğraşır. Ama iç içe geçen bu düzlemlerin ikisinde de başarısız olur.
Kamera, filmin ilk karesinden itibaren karakterin sıkışmışlığını hissettirecek bir stratejiyle çalışır: Linda’yı neredeyse son sahnelere kadar hiç genel planda göremeyiz. Kadının dünyadaki konumunu ve etrafıyla fiziksel ilişkisini tanımlamaya engel olan bireysel çekim ölçekleri (göğüs, bel ve baş plan) seyircinin görsel uzayını alabildiğine kısıtlar. Böylece kendimizi hep Linda’yla ve onun duygusal tepkileriyle baş başa bulur, kadının sıkışmışlığını ilk elden deneyimleriz. Film bu yüzden çok güçlü ve bunaltıcı bir etki gösterir.
Linda, eğitimli ve ekonomik özgürlük sahibi bir kadındır. Ama onu, ataerkil mirastan beslenmeyi sürdüren bir aile yapısının merkezinde görürüz: Yuvayı dişi kuşun inşa ettiği bu yapıda kadın,........
