menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Makinenin içinde biri var mı?

37 0
28.06.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Kendinize şunu sorun: Başka birinin gerçekten bir şeyler hissettiğini nereden biliyorsunuz? Eşiniz ya da sevgiliniz acı çektiğini söylediğinde, arkanıza yaslanıp “ama bunu kanıtlayan bir şey var mı?” diye sormuyor, üzülüyorsunuz. Çünkü davranış, ifade ve bağlam hep birlikte bir sonuca işaret ediyor: “karşımdakinin içinde bir şey var.”

Peki ya bir yapay zekâ aynı belirtileri gösterirse? İşte burada insanın en köklü psikolojik savunma mekanizmalarından biri devreye giriyor: “Ama o sadece simüle ediyor.” Güzel. Neden sadece? İspat nerede? Cevap genellikle şu oluyor: “Biliyorum işte.” Ki bu, felsefede teknik terimle “görüş” sayılıyor, bilimsel olarak “kanıt” değil.

ADI BİLE UMUT KIRICI

Filozof David Chalmers 1995’te bunu “zor problem” (hard problem of consciousness) olarak adlandırdı. Kolay problem, beynin bazı fonksiyonlarını açıklamak: nasıl düzenliyor, nasıl tepki veriyor, nasıl öğreniyor. Bunlar çok sayıda bilimsel çalışmayla çözülebilir düzeyde, nispeten.

Zor problem ise şu: Neden tüm bu mekanik işlemlere ek olarak, içeriden bir şey hissetme deneyimi var? Beyin beyaz ve gri maddeden oluşmuş bir organdaki elektrik sinyalleri, nasıl oluyor da birinci şahıs bir perspektif — yani “ben” — üretiyor? Bu soru şu ana kadar cevapsız. Üstelik cevaplandırılabilir bile olmadığını savunanlar var. Aylak aylak gezip kahvehanede laflayan kişilerin hali değil bu, ana akım felsefenin hali.

HARİKA BİR FİKİR

Alan Turing 1950’de şunu önerdi: Bir makine, metin........

© Birgün