menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Baron’un masal güzergahı

162 4
23.01.2026

İspanya polisinin Karayip Adaları açıklarındaki United S isimli gemide yakaladığı 10 tonluk rekor kokain sevkiyatının ana aktörünün Türkiye Cumhuriyeti ve Hollanda vatandaşı, Gaziantepli Çetin Gören olduğu iddia edildi. İstanbul Beşiktaş’ta yakalanan Çetin Gören’in yanı sıra yine Avrupa uyuşturucu ticaretinin büyük isimlerinden Mehmet Murat Buldanlıoğlu gözaltına alındı.

Çetin Gören uyuşturucu ticaretinden Hollanda’da 26 yıl hapis cezasına çarptırıldı ama 10 yıldır Türkiye’de büyük servetiyle gösterişli bir hayat sürüyor. Yatında asılı tablosunun altında kendine verdiği ‘İmparator’ lakabı yazıyor.

Mehmet Murat Buldanlıoğlu ise Fransa’da 2015 yılında yakalanan 2.3 ton kokain nedeniyle gıyabında 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. O da hep Türkiye’de, genellikle İstanbul’daydı. İddiaya göre; uyuşturucu taşıyan gemilerin organizasyonunu yapan Buldanlıoğlu bir apartman dairesinde yaşıyor ve kazandığı büyük paraları, gösterişsiz, sıradan bir hayat tarzıyla saklıyordu. İlgi çekmemeye özen gösteriyordu. Ama Tuzla, Yalova ve İzmir’deki tersanelerde derin bağlantıları vardı.

İki isim de 2020 yılında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu’ dediği Bataklık Operasyonu sonrasında tutuklanmışlardı. 2 yıl sonra serbest bırakıldılar. Nejat Daş’ın da arasında olduğu 73 sanığın tümü bu davada beraat etti. El konulan malvarlıkları iade edildi. Gerekçe kara paranın suçtan elde edildiğinin ispat edilememesiydi. Oysa Hollanda ve Fransa’da uyuşturucu kaçakçılığından yargılanıp hüküm giydiler. Buna karşın Bataklık Davası’ndan çıktıktan sonra uyuşturucu trafiğini Türkiye’den yönettikleri 10 tonluk yakalama ile ortaya çıktı. İddiaya göre; Sırp ve İngiliz ortaklarıyla bu sevkiyatı organize ettiler.

Çetin Gören ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. United S isimli gemi ve 10 ton kokain hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını söyledi. Gözaltına alındığında bir telefonunun şifresini verdi, diğer telefonun kendisine ait olmadığını ve şifresini bilmediğini savundu. Bu telefonda yapılan incelemede Çetin Gören’in çok ilginç bir videosu bulundu. Çetin Gören anlam bozukluklarıyla dolu konuşmasında şunları söylüyordu:

“Babalar çocuklarına bebelerine güzel hikayeler anlatır. Kitapta çıkan senin baban da sana olan hikaye anlatıyor. Öncelikle gemilerimiz Kolombiya’ya doğru gidiyor. Yol açılmış Kolombiya’ya vardığında Karteller orda paketleri alıp gemilerin içine koyacaklar. Biz onları getirip suda teslim edeceğiz. Evet suda balıklar gelip paketleri alıp karaya getirecek. Orada Engin gibi Metin gibi kişiler alıp bunları evlere dağıtacak. Evlere dağıttıklarında baban parasını alacak. Parayı alıp gazel şeyler, elbiseler, sana her şey, teyzene arabalar, her şeyi alacak ve anlatığın kadar bu silah kaçakçılığı ondan sonra işte gördüğün baban ticaret adamı… Evet Kolombiya, Brezilya, Peru bundan alacaz götürecez tamam mı?”

Çetin Gören’in masal gibi anlattığı bu video aslında yakalanan 10 ton kokainin güzergahıydı.

Kolombiya’da üretilen 10 tonluk kokainin yolculuğu Çetin Gören’in yıllar önce hapisten kaçtığı Brezilya’da başladı. Forteleza Limanı’nda 51 yaşında, hurdaya çıkmak üzere olan ‘United S’ isimli gemi vardı. Uyuşturucu kaçakçıları sevkiyatları yaptıktan sonra batırmak için bu tür eski gemileri kullanıyordu. Geminin ambarını dolduran tuzun içine 294 paket halinde 10 ton kokain gömülmüştü. Piyasa değeri 100 milyon euroydu. Uyuşturucu sevkiyatını tespit eden Brezilya polisi, gemi limandan ayrıldıktan sonra ABD ve Avrupa uyuşturucu ile mücadele birimlerine haber verdi. Aynı Çetin Gören’in videoda anlattığı gibi gemideki kokainin Karayip Adaları açıklarında küçük teknelere aktarılıp Avrupa’ya sokulması planlanmıştı. İspanyol polisi, 7 Ocak 2026’da Karayip Adaları açıklarına gelen gemiye operasyon düzenledi ve uyuşturucu ele geçirildi. 4’ü Türk, biri Sırp, biri Macar, 7’si Hint uyruklu 13 mürettebat gözaltına alındı.

Çetin Gören ise güzergah ile örtüşen videosu için şu yanıtı verdi:

“Instagram’da bir adamın çocuğuna buna benzer hikayeler anlattığı mizah amaçlı videolar görmüştüm. Ben de şaka anlamında kendi kızıma böyle bir video çektim. Yakalanan gemi ile alakası yoktur.”

United S gemisinin geçmişi de karanlıktı. Türkiye merkezli Kamer Shipping Tranding Co isimli şirkete ait gemi çok sık isim değiştirmişti. 2013 yılında Moon Light, 2015 yılında Moni K, 2018 yılında Joud S, 2021 yılında Alkaraeem, 2023 yılında Amna Star ve 2024 yılında United S adını almıştı.

Tanık ifadesi alınan Abdulrahman isimli bir kişi ifadesinde Çetin Gören’in gemi alışverişi ile ilgili şu bilgileri verdi:

“Bir avukatın ofisinde ve Zorlu Center’da Çetin Gören ile Engin Çavuş ile toplantıda karşılaştım. Çetin Gören kendini ‘Paşa’ olarak Engin Çavuş ise ‘Osman’ olarak tanıttı. Toplantıda Azra C isimli geminin takas edilmesi konuşuldu.”

Bu ifade üzerine inceleme yapan polis, Azra C isimli geminin arızalanması ve seferden men edilmesi nedeniyle United S isimli gemiyle takas edildiğini belirledi. United S gemisi Capo Maritime Co isimli Honduras ülkesinde kurulu şirketin üzerine tescil edilmişti. Üstelik bu işlemleri Mehmet Murat Buldanlıoğlu gerçekleştirmişti. İşlemler sırasında armatör Hasan Can, Abdurrahman Khaleefah Sulayman Madi ve Ahmet Almassri isimli şahıslar aktif rol almıştı.

Çetin Gören bu olaylarla hiçbir bağlantısının olmadığını anlattı. Zorlu Center’da Abdurrahman Madi ve Ahmet Almassri ile bir araya geldiklerini kabul eden Çetin Gören, “Bu şahıslar arasında gemi alışverişine dayalı bir anlaşmazlık vardı. Konuşmalarına şahit oldum. Benim United S ve uyuşturucu ile hiçbir alakam yoktur” dedi. Kendisine sorulan denizcilik şirketlerinin sahibi olmadığını anlatan Çetin Gören sadece bir otomobil şirketinin olduğunu ve aylık gelirinin 200-250 bin TL olduğunu iddia etti.

Çetin Gören ve Mehmet Murat Buldanlıoğlu gibi baronların Türkiye’de yaşayıp uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerine devam etmesinin tek nedeni kırmızı bültenle dünyada aranmaları değildi. Burayı onlar için çok elverişli kılan üç ana neden var.

Birincisi; yargının elinden kolayca kurtulmaları. 5 yıl önce dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu’ dediği Bataklık........

© Birgün