Adalet çaycıya emanet
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde 13 Ocak 2026 günü bir savcı, bir kadın hakimi tabanca ile vurarak yaraladı. Savcının ikinci kurşunu sıkmasını araya giren ve üzerine atlayan hükümlü çaycı engelledi. Yani savcının ateş açtığı kadın hakimin hayatını denetimli serbestlik kapsamında adliyede çaycı olarak çalışan hükümlü kurtarmıştı.
Çaycı Yakup Karadağ’ın tanık olarak alınan ifadesi, Türkiye’de yargının geldiği hali gözler önüne serdiği için çerçevelenip adliyelere asılmalı:
“İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi D Blok 5. katta yaklaşık 8 aydır Adalet Bakanlığı İş Yurtları Kurumu’na bağlı çay ocağında hükümlü olarak çalışıyorum. Olay günü Aslı Hakim’in odasında Hakim Ömür Bey ile kendisine çay götürmüştüm ve boşları almak için bir süre sonra tekrar kapıyı çalıp odaya girdim. Odada daha önceden koridorda ya da hatırladığım başka odalarda tesadüf ettiğim ve o zamana kadar savcı olduğunu bilmediğim erkek şahıs Hakime Hanım’ın hemen yanında ayakta duruyordu. Hakime Hanım da ayaktaydı ve birbirlerine çok yakın duruyorlardı. Ben odaya girerken herhangi bir bağrışma, tartışma sesi duymadım.
‘ÇEKİL BEN SAVCIYIM’
Odaya girdiğimde şüpheli şahıs bir iki adım geri gitti ve o esnada Hakime Hanım ‘Bana saldırıyor yardım eder misin? Güvenliği çağır’ diye konuştu. Ben şaka olarak söylediğini zannettim. Yüzünün asık olduğunu görünce ve şüpheli şahıs da ona doğru hamle yaparak gelince işin ciddi olduğunu düşünerek çay tepsisini masaya bırakıp aralarına girdim. Şüpheli şahıs benimle ‘Çekil. Ben savcıyım’ şeklinde sert konuştu. Bunun üzerine ‘Savcı olmanız bir kadına vurmanız anlamına gelmez’ şeklinde konuştum. Şüpheli şahıs ileriye gitmeye devam etti. Ancak bana temas etmedi ve o esnada belinden silahı çıkartıp arada ben olduğum için masanın etrafından koşar halde dolaşarak Hakime Hanım’ın tam karşısına geldi. Çıldırmış gibiydi. Aralarında yaklaşık 1.5 metre kadar mesafe vardı. Ben de peşinden koştum. O sırada silahını Hakime Hanım’a doğrultarak ateş etti. Ben hemen hamle yaparak silahı tuttuğu kolundan tuttum. O esnada silahla bir kez daha ateş etti. Ben tüm gücümle kendisini duvara doğru götürmeye çalıştım. Hatta o esnada hala silahını tekrar kurup ateş etmek için çalışıyordu. Silah olan elini var gücümle sıktım. Diğer elimle de silahı alıp sehpanın üstüne bıraktım. O esnada polisler içeri girdi ve şüpheliyi yüzüstü yere yatırdılar. Ters kelepçe taktılar. Baktığımda Hakime Hanım yerden ayağa kalkıyordu. Vurulduğunu anladım. Kendisi vurulduğunu söyleyip yerini gösterdi. Ben de hemen kemerimi çıkartarak kan kaybını önlemek için yaranın üst tarafından bağladım.”
Silah sesleri üzerine odaya giren koruma polisleri de çaycının elinde silah bulunan savcıyı kollarından tuttuğunu ve çaycının “Bırak” diye bağırdığını anlattılar.
Savcının silahlı bir saldırgan, kadın hakimin yaralı, hükümlü çaycının kurtarıcı olduğu bir yargı manzarasına nasıl gelinmişti?
AYNI MAHKEMEDE GÖREV YAPTILAR
Kadın hakim A.K., 45 yaşında. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde üye hakim olarak görev yapıyor. Boşanmıştı ve 14 yaşındaki oğlu ile yaşıyor.
Saldırgan savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan ise 33 yaşında. Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’nde genel soruşturma bürosunda görev yapıyordu. 7 yıldır savcıydı. Babası emekli İstinaf Hukuk Dairesi Başkanı, annesi emekli öğretmen.
Hakime A.K. ve savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, 2023 yılında tanıştı. A.K., İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakimdi, Muhammed Çağatay Kılıçarslan bu mahkemenin duruşma savcısı olarak atandı. Aralarındaki duygusal yakınlık ilişkiye dönüştü. Birbirlerinin evlerinde kalıyorlardı.
SAVCI HIRSIZLIK YAPTI, TEHDİT YAĞDIRDI
Ocak 2025’te Hakime A.K. ile Savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan ayrıldı. Savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan bunu kabullenemedi. Sürekli telefon ile arayarak rahatsız etmesi üzerine onu tüm iletişim kanallarından engelledi.
Hakime A.K.’nin ifadesine göre; sonrasında yaşananlar dehşet verici:
• Mart 2025’te Hakime A.K. evde olmadığı sırada kapıyı çakı ile açan Kılıçarslan, giysi dolabının üzerindeki valizi çakı ile kesti ve 5 çeyrek altını, 27 tam Cumhuriyet altını, 50 gram 24 ayar külçe altını çaldı. Evden çaldıkları arasında arabasının yedek anahtarı, tüm aile fotoğrafları, oğlunun bebeklik fotoğraf ve videoları olan harici bellek de vardı.
HAKİM YARGIYA BAŞVURMADI
• Hakim, hırsızlığa karşı yargıya başvurmadı. Zararını taksit taksit gidermesi için savcı ile anlaştı. Sahte altın vermesi ihtimali nedeniyle satın almalar sırasında onunla kuyumcuya gitti. Zararını gidermesi için ona sert tepki gösteremiyordu.
• Hakime A.K. zararı giderildikten sonra görüşmek istemediğini söyledi. Ancak Savcı Kılıçarslan mesajlarına yanıt alamayınca tehdit etmeye başladı. Bunun üzerine Nisan 2025’te tüm iletişim alanlarından Kılıçarslan’ı engelledi.
• Kılıçarslan, sürekli Hakime A.K.’nin odasına gelmeye başladı. Sürekli gitmesini söylemesine karşın odadan çıkmıyor ve A.K.’nin çalışmasını engelliyordu. Hakime A.K. bir süre kapısını kilitleyerek çalışmak zorunda kaldı.
• Hakime A.K., Mayıs 2025’te Kılıçarslan’ın anne ve babası ile aynı lojmanda oturuyordu. Kılıçarslan’ın annesini arayarak oğlunun kendisine yaşattıklarını anlattı. Eylül 2025’e kadar tacizler sona ermişti.
• Hakim A.K., Eylül 2025’te otomobilindeki ruhsat kılığında duran sürücü belgesinin yerinde olmadığını fark etti. Kılıçarslan ile temas kurmadan belgeyi yeniletti.
‘NASIL SÜLALE BU’
• Kasım 2025’te başka isimler adına açılmış e-mail hesaplarından tehdit ve hakaretler başladı. Kılıçarslan’ın ‘Nasıl sülale bu’ yazısıyla gönderdiği mailde Hakime A.K.’nin tüm sülalesinin nüfus bilgilerini içeren........
