menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençler mecbur bırakılıyor

22 0
20.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Bir milyondan fazla gencin beklediği Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sınav sonuçları iki gündür tartışılıyor. ÖSYM sonucu büyük başarı olarak değerlendiriyor. Adayların büyük bölümü ise başarı sırasının 15-25 bin daha düştüğünü yazmasına rağmen yerleşememenin şaşkınlığı içinde ve üzgün. Sonuç gerçekten bir başarı mı? Doğru bir sistem böyle mi işler? Sonuçlar bize aslında ne anlatıyor? Tüm bunları, yıllardır sonuçları analiz eden ve tablolar hazırlayarak paylaşan Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal’a sordum. O da bu sonuçların röntgenini çekti:

Sonuçlar sosyal medyada “Çaresizliğin mecburiyeti” sözleriyle yorumlandı. Nedir bunun anlamı?

Özellikle bazı puan türlerinde öğrencinin önünde az sayıda bölüm var. Doğal olarak bu bölümleri mecburen tercih ediyorlar ve mecburen yerleşiyorlar. Örneğin, özellikle sayısal öğretmenlik bölümlerinin dolduğunu görüyoruz. Çünkü öğrencinin seçebileceği bölüm sınırlı. Sözelde de benzer bir durum var. Medya bölümünü istemiyor, ilahiyat okumak istemiyor, elinde kalan öğretmenlikleri tercih ediyor. Öğretmenlikte atama sorunu olmasına rağmen öğretmenlik programlarının önemli bölümü dolmuş ve puanları da yükselmiş. İşte bu dediğimiz çaresizliğin mecburiyeti bu anlamda. Çoğun önünde başka bir şey yok. “Öğretmenlik yazayım, belki bir yol bulurum, öğretmenlik falan yaparım” diyor.

HER 100 KONTENJANIN 26'SI AZALDI

Peki, bütün olarak değerlendirdiğinizde devlet okullarında yüzde 100’e yaklaşan bir yerleşme oranı var. Bu tek başına memnuniyet verici bir sonuç mu?

Sayısal büyüklükle reel büyüklük arasında her zaman ilişki kuramayabilirsiniz. Bir yerin çok tercih ediliyor veya çok doluyor olması, oraya olan ilginin artışıyla doğrudan orantılı olmayabilir. İlgiyi artmış gibi görüyoruz ama arz-talep dengesini her yıl eşit tutabiliyor muyuz? Yoksa her yıl birtakım farklılaştırmalar yaptıktan sonra mı bu ilgi doğal olarak yukarıya çıkıyor? 2023 yılında üniversitelerin toplam 1 milyon 15 bin kontenjanı varmış. Şu anda 740-750 bin civarında. Yani biz zaten son dört yılda her 100 kontenjanımızın 26’sını eksiltmişiz. Doğal olarak kontenjanı eksiltmek, yerleşecek öğrenci sayısını azaltmak demek. Özellikle son üç yıldaki kontenjan eksiltmelerinin aslında suni bir doluluk yarattığını görüyoruz. Normalde o kontenjanlar hâlihazırda devam ediyor olsaydı, yüzde........

© Birgün