menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Denizlere çıkmalı bütün sokaklar

7 20
31.01.2026

Sosyal bilgiler dersinde ilk öğrendiğimiz bilgilerden biriydi; Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir. Sonra İstanbul; Bir yanı Karadeniz öbür yanı Marmara’da olan ve içinden deniz geçen şehir. Evinden çıkıp yürüyerek denize ulaşmak, cebinde 2.5 lira varsa plaja yoksa da sorun değil, kayalıklara ulaşıp denize girmek, yüzmek, yüzmüyorsan serinlemek dünyanın en sıradan etkinliği idi. Lisede okulu kıranlar için yine denize koşmak, sandala binmek ve küreklere asılıp kıyıdan az açılmak da öyle. Midye toplamak, balık tutmak sonra onları mahallede yakılan ateşin üstünde pişirip hep birlikte yemek… Böyle şeyler yaşandı bu şehirde ve çok da eski değil. Üstelik kentin en fakiri bile olsanız, mümkündü.

Ülkenin dörtte birinin küçücük bir şehre tıkıştırılmasına yol açan politikalar, kent yağması, sahillerin beş yıldızlı patronlara satılması, kocaman oteller, “port”lar inşa edilmesi, fabrikaların nehirleri ve denizleri kirletip her nasılsa tüm kontrollerden temiz çıkmasıyla geldik bugüne. Sanki her ailede üç yat varmış gibi yat limanı yapılıp sonra yat limanı kapasitesinin artırılması mesela. ‘Sizin için kıyı yaptık’ diyerek kıyıda bir ailenin tüm geliriyle sadece bir akşam yemeği yiyeceği restoranlar açmak –Açtırmak-, sadece çay içmek için bile ailenin bir günlük gelirini masada bırakacağı kafeler ve gerçekten sadece bir asgari ücrete bir ceketin satıldığı mağazaları sunmak. Denizin dibinde denizi........

© Birgün