Kadınları yargılayan, şeriatı aklayan düzen
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Bir hukuk devletinde suçun ölçüsü kişiye göre değişmez. Şayet aynı fiile farklı hukuk uygulanıyorsa ortada hukuk değil, siyasal tercih vardır. Siyasal iktidar bazen ne yaptığıyla değil, neyi görmezden geldiğiyle kendini ele verir. Çoktandır Türkiye’de hukuk, adalet dağıtan bir terazi olmaktan çok siyasal iktidarın dünya görüşünü taşıyan bir pusulaya dönüşmüş durumda. Malûm olduğu üzere, bu pusula pek çok konuda aynı yönü gösteriyor. Ancak söz konusu kadınlar olduğunda yönünü hiç şaşırmıyor.
Kadınlar konuşursa suç, kadınlar itaat etsin diyenler konuşursa ifade özgürlüğü…
Son günlerde peş peşe yaşanan olaylar bu gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Fatma Soydaş sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Türk Ceza Yasası’nın 216/3. maddesi kapsamında tutuklanıyor. Bennu Gerede hakkında bir programdaki açıklamaları nedeniyle “müstehcenlik” soruşturması başlatılıyor ve yurtdışına çıkış yasağı veriliyor. Nesibe Yıldırım ise dinin istismarını ve ataerkil yorumlarını eleştiren paylaşımları nedeniyle hedef gösteriliyor ve tehdit ediliyor. Farklı isimler, farklı dosyalar… Ancak aynı zihniyet.
Kadın konuştuğunda, kendi bedeni üzerinde söz söylediğinde ya da kendisine biçilen toplumsal rolün dışına çıktığında siyasal iktidar bütün refleksleriyle harekete geçiyor. Soruşturmalar açılıyor, adli kontrol tedbirleri uygulanıyor, tutuklamalar geliyor. Hukuk, kadınları koruyan bir güvence olmaktan çıkarılıp onları hizaya sokmanın aracına dönüştürülüyor.
Oysa aynı siyasal iktidar, kadınların çalışma hakkını hedef alan, laik Cumhuriyet’i açıkça karşısına alan........
