menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belirsizlikle yargılanmak

12 0
03.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Franz Kafka’nın Dava romanı, edebiyat tarihinin en tekinsiz başlangıçlarından biriyle açılır. Josef K., otuzuncu yaş gününün sabahında, ne yaptığını bilmeden, neden suçlandığını öğrenemeden bir yargılamanın içinde bulur kendisini. Ortada bildiği bir suç yoktur ama dava vardır. Kimse ona suçlamanın sınırlarını açıkça göstermez. Buna rağmen sorgulanır, mahkemelere gider, avukatlarla konuşur ve kendisini savunmaya çalışır. Roman ilerledikçe mesele suçun ne olduğu olmaktan çıkar. Josef K.’nin asıl mücadelesi, neyle mücadele ettiğini anlayabilme çabasına dönüşür. Mahkemeler vardır ama ulaşılmazdır. Kurallar vardır ama açık değildir. Avukatlar vardır ama savunmanın gerçekten neyi değiştirebildiği belirsizdir. Bir kapıdan ötekine, bir memurdan diğerine, bir açıklamadan daha büyük bir belirsizliğe geçilir.

Belki de Dava romanı bu yüzden yüz yılı aşkın süredir eskimiyor. Bugün Türkiye’de yeniden yazılsa bazı bölümlerini değiştirmeye gerek kalmayabilirdi.

Josef K.’nin önüne bu kez bir tutuklama kararı konulurdu. Hakkındaki delillerin henüz tamamlanmadığı söylenirdi. Aylar geçer, yapılması gereken işlemler hâlâ yapılmazdı. Sonra tam da bu eksiklikler, özgürlüğünün kısıtlanmaya devam etmesinin gerekçesine dönüşürdü. Her duruşmada birbirine benzeyen birkaç cümle yeniden kurulurdu: Dosyanın mevcut durumu, suçlamanın niteliği, delillerin henüz toplanmamış olması…

Bir süre sonra Josef K. belki de “Suçum ne?” diye sormayı bırakırdı. Çünkü ondan önce cevaplanması gereken başka bir soru çıkardı ortaya: “Delil nerede?”

YARGILAMA NE ZAMAN CEZAYA DÖNÜŞÜR?

Ceza yargılamasında tutuklama ceza değildir. Bir koruma tedbiridir. Bu ayrım yalnızca hukuk kitaplarının sayfalarında........

© Birgün