Cepheye taş atanlar
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Herkesin ağzında aynı cümle var: "En geniş muhalefet cephesini kurmak şart!” Ama aynı ağızlar, o cepheye taş atmakta da tuhaf bir yarış içindeler. 1 Ağustos'ta Tuzla, Çekmeköy ve Şile'nin CHP'li başkanları aynı anda AKP'ye geçip rozetlerini bizzat Erdoğan'dan aldı. Tabloyu tam görmek için yan yana iki rakama bakmak yeterli: Bugün 29 CHP'li belediye başkanı hâlâ tutuklu, 35'i görevden uzaklaştırılmış; DEM Partili belediyelerde de onlarca eş başkan tutuklu ya da kayyum yönetiminde. Buna karşılık AKP'ye geçen tek bir isim hakkında yeni bir soruşturma açılmadı, tek biri gözaltına alınmadı. Yani "koltuğu korumanın" tarifi artık netleşmiş durumda: ya rozet, ya kelepçe. 31 Mart 2024'ten bu yana CHP'den AKP'ye geçen belediye başkanı sayısı ise 25 oldu. Bu kadar kalabalık bir kervan artık istisna değil, bir eğilim.
Canan Kaftancıoğlu, Tuzla'nın gidici başkanı için "karaktersiz" dedi ve ekledi: “CHP örgütlerinde liyakatli insan eksik değildi, sorun bunların bir sosyal demokrat partide yer bulabilmesiydi.” Zeynep Altıok Akatlı, bu geçişlerin "iktidar baskısıyla, tutuklanma korkusuyla izah edilemeyeceğini" söyledi, meseleyi sağ kökenli ve başka partilerden devşirilmiş adaylara, "yapay zekâ, gençlik, cinsiyet vitrini" ile yürütülen bir aday belirleme rejimine bağladı. Her ikisine de eleştiri, hakaret, destek ve övgü yağdı. Her ikisi de eleştirilerinin, eski il başkanı, eski genel başkan yardımcısı konumlarıyla ilgili öznel hesaplaşma olarak yorumlanacağını önemsememiş ya da düşünememiş olabilirler. Sorun da burada; "eleştiri mi katkı mı, hesaplaşma mı” olup olmadığı belirsizleşiyor. Tam da Reis’in başarılarından biri; birbirine........
