menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fiyat böyle düşer mi?

37 0
16.06.2026

Geçen hafta beyaz et sektörüne yönelik gerçekleştirilen ve "örgütlü suç" çerçevesine oturtulan operasyonu ben de herkes gibi merakla takip ediyorum. Ülkenin kronikleşen gıda enflasyonu ve yönetim krizlerinin kesişim noktasında duran bu meselenin değerlendirilmesi hem sermaye mantığını hem de kamunun müdahale araçlarını sorgulamayı zorunlu kılıyor.

Meselenin arka planında, fiyat artışından bağımsız ele alınamayacak bir alım gücü sorunu yatıyor. Enflasyonun hanehalkı bütçelerini yıllardır sistematik biçimde aşındırdığı bu ortamda beyaz et, uzun süre kırmızı etin “uygun fiyatlı alternatifi” olarak işlev gördü. Bu işlevin de sorgulanır hale gelmesi, salt bir sektörel fiyat sorununu değil daha derin bir erişim krizini işaret ediyor. Operasyonu yalnızca hukuki bir müdahale olarak okumak bu gerçekliği görünmez kılıyor.

Süreç, beyaz et üretiminde faaliyet gösteren üreticilerin “kartelleşme” ve fiyat manipülasyonu iddialarıyla mercek altına alınmasıyla başladı. Rekabet Kurumu’nun geçmişteki cezai yaptırımlarının ötesine geçilerek, bu kez meselenin ticari bir ihlalden ziyade "suç örgütü" faaliyeti olarak kodlanması dalgayı büyüttü. Şirket yöneticilerine yönelik gözaltılar ve üretim tesislerine denetim kayyımı atanması olayı yeni bir boyuta taşıdı.

Sektör temsilcileri ve şirket savunmaları, soya, mısır gibi ithal yem hammaddelerinin fiyatlarını, döviz kurunu, işçilik ve enerji girdi maliyetlerindeki muazzam artışı öne sürerek fiyatları rasyonalize etmeye çalışıyor. Elbette makroekonomik gerçeklikler fiyat artışlarında yadsınamaz bir öneme sahip. Ancak bu rasyonelleştirme çabası, sermayenin kâr marjlarını koruma güdüsünü ve........

© Birgün