menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dün tüccar, bugün Ferrero

57 0
17.03.2026

Geçtiğimiz günlerde açıklandığı üzere 2025-2026 sezonunun ilk dört ayında, yani Eylül-Aralık 2025 döneminde fındık ihracatı hem miktar hem de değer bazında bir önceki sezonun aynı dönemine kıyasla gerilemiş durumda. Miktar bazında 69 bin 540 ton (Q,80), değer bazında ise 296,5 milyon dolar ekside gerçekleştiği ifade ediliyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Başkanı Hasan Osman Sabır durumu “İhracat seviyesi 1980’li yılların rakamlarına geriledi.” şeklinde duyurmuştu. 2026’nın ilk iki ayına ait tabloda da toparlanma işareti yok görünüyor.

İhracat deyince bu düşüşten yalnızca ihracatçı şirketler zarar gördü sanılmasın. Üreticilerin bu şirketlerin avucunun içinde olduğunu düşünürsek en çok ve en olumsuz etkilenenlerin başında geleceklerin de onlar olacağını görebiliriz. Kaldı ki bu tabloyu, sadece dönemsel bir ihracat gerilemesi olarak okumamak gerekir. Bu aynı zamanda 1980’lerden bu yana ilmek ilmek örülen; üreticiyi korumasız piyasayı ise tekelci bir alıcı yapısına mahkûm eden neoliberal gıda rejiminin bir krizidir.

∗∗∗

Şimdi önce elimizdeki verilerle düşüşün arkasındaki yer aldığını söyleyebileceğimiz etkenlere bakalım. Sorunların başında rekolte ve randıman konuları yer alıyor. 2025 sezonu, ilkbahar donlarının ve kahverengi kokarca böceğinin Karadeniz bahçelerinde ciddi tahribat yarattığı bir yıl oldu. Verim düştü, fındıkların iç ağırlığı düştü. Bu süreçte kamunun, yeterli yanıt üretememesi uzun süredir eleştirilerin de konusu. Buna karşın rekoltenin azalması teorik olarak fiyatları yukarı çekebilirdi.........

© Birgün