menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Brezilya'da oyun bitmedi

19 0
06.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Latin Amerika’nın geleceğini belirleyecek Brezilya seçimlerinde ilk tur tamamlandı. Milyonlarca seçmenin oy kullandığı seçimlerde ABD ve İsrail tarafından desteklenen aşırı sağcı Liberal Parti (PL) lideri Flávio Bolsonaro ilk turu yüzde 47, mevcut devlet başkanı İşçi Partisi lideri solcu Lula ise yüzde 45 oyla tamamladı. İki aday 25 Ekim’de yeniden yarışacak. İkinci turda Bolsonaro’nun, yüzde 2,1 oy alan Ronaldo Caiado ile yüzde 2,2  alan Renan Santos’un da aralarında bulunduğu diğer sağcı adaylardan gelen oyların desteğiyle daha avantajlı olması bekleniyor. Dahası, Bolsonaro’nun PL’si Temsilciler Meclisi’nde 121, Senato’da toplam 28 sandalyeye ulaştı. Seçilen 54 senatörden 34’ü sağ veya aşırı sağdan geliyor. Bu da hem ikinci tur için Lula’nın işinin zorlaşacağı hem de kazansa bile hükümetin hareket alanının daralacağı ve aşırı sağın yasama ve yargı üzerinde daha fazla baskı kurma imkânı kazanacağı anlamına geliyor. Tablo böyle olunca karamsarlık her yanı sardı. Sosyal medyada Lula için yenilginin kaçınılmaz olduğu yorumları dolaşıyor. Ana akımdan sola uzanan bu yorumlarda sadece Lula değil, Latin Amerika, Amazonlar kaybedilmiş, Küba’nın düşüşü yaklaşmış durumda. Yorumların ötesinde, şüphesiz ki hem kıtanın hem de Lula’nın işi önceki güne göre çok daha zor. Ancak kazanmanın imkânsız olduğuna inanmak da işleri kolaylaştırmayacak. Nitekim Lula da yaptığı konuşmada “Ben elemelerde iyiyim. Maç başlamak üzere. Uzatmalardayız. Pazartesi günü konuşacağız ve Salı günü Bolsonaro ailesi dikkatli olsa iyi olur!”, “Hadi gidip onları yenelim” diyerek kazanmak için çalışmaya devam edeceğini duyurdu. Lula 2022’ye kıyasla yaklaşık 3,4 milyon azalan oy kaybını telafi edebilecek bir desteği yeniden kazanırsa ikinci turdaki şansını artırabilir.

ABD KUŞATMASI VE EGEMENLİK MÜCADELESİ

Brezilya’daki seçimlerin ilk turunda ortaya çıkan bu tabloyu Latin Amerika’yı saran aşırı sağ dalgadan ve ABD’nin bu dalga içindeki rolünden ayrı değerlendirmek mümkün değil. Trump yönetimi, kıtadaki hükümetleri Washington’ın ekonomik ve askerî öncelikleri etrafında yeniden hizalama amacını gizlemiyor. Bu hedef doğrultusunda kıta sağ hükümetler aracılığıyla büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Latin Amerika’da ABD hegemonyasına karşı geriye sadece Brezilya, Küba, Meksika ve Nikaragua hükümetleri kaldı. Brezilya, ekonomik büyüklüğü, kaynakları ve uluslararası ilişkileri nedeniyle bu yeniden hizalama girişiminin en önemli hedeflerinden biri. Trump’ın Bolsonaro ailesine desteği de bu çerçevede anlam kazanıyor. Jair Bolsonaro’nun darbe girişimi nedeniyle yargılanmasına karşı gümrük vergilerinin kullanılması, Brezilya yargısının yaptırımlarla hedef alınması ve Flávio’yla kurulan siyasi yakınlık, ülkenin iç siyasetini ekonomik baskıyla yönlendirme girişiminin parçalarıydı.

Lula’nın kampanyasında egemenliğin öne çıkması bu kuşatmayla doğrudan ilişkili. Lula, Brezilya’nın ticaret ortaklarını, kaynaklarını kullanma biçimini ve dış politikasını Washington’ın taleplerine göre belirlemeyi reddediyor; Çin’le ilişkileri, BRICS’i ve Güney-Güney işbirliğini bağımsız hareket alanını genişletmenin araçları olarak görüyor. Flávio Bolsonaro ise ABD’yle yakınlaşmayı, kamu harcamalarını azaltmayı ve kritik mineraller sektörünü büyütmeyi savunuyor. Egemenlik tartışması böylece ülkenin kaynaklarının hangi çıkarlar ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılacağı sorusuna bağlanıyor.

Lula döneminin sosyal kazanımları bu ayrımın somut dayanaklarından biri. Dünya Bankası'nın yoksulluk çizgisine göre yoksulluk 2022'de yüzde 31,6'dan 2024'te yüzde 23,1'e geriledi; işsizlik 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 5,4 ile serinin en düşük ikinci çeyrek oranına indi. Brezilya, 2025'te BM'nin Açlık Haritası'ndan da çıktı. Asgari ücretteki reel artışlar ve destekler milyonlarca insanın yaşamında karşılık bulsa da yüksek faizler, artan gelirin önemli bölümünü borç ödemelerine çekerek geçim sıkıntısını sonlandırmaya yetmedi. Ekonomist Michael Roberts da buraya dikkat çekiyor: Lula ve İşçi Partisi, geliri yoksullar lehine yeniden dağıtırken bankaların, büyük şirketlerin ve çokuluslu sermayenin ekonomi üzerindeki hâkimiyetini aşacak bir dönüşüm gerçekleştirmedi. Bu nedenle sosyal kazanımlar büyümenin yavaşlaması, finansal baskılar ve dünya ekonomisindeki dalgalanmalar karşısında kırılgan kaldı.

SANDIĞI KAZANMAK MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEK

Bolsonaro, diğer sağcı........

© Birgün