Suriye ve SDG olayından siyaset dersleri
Suriye’de yaşanan SDG’nin merkezinde olduğu bir dizi gelişme önemli tarihsel, siyasal ve ideolojik derslerle dolu. Suriye Demokratik Güçleri adlı, eksenini PYD’nin yani Kürtlerin oluşturduğu yapılanmanın büyük bir statü, güç ve itibar kaybıyla sonuçlanan çatışmalar, bölgedeki dengeleri de değiştirdi. İsrail ve siyasal İslam güç kazandı. Daha önemlisi, İsrail bölgenin belirleyici ve oyun kurucu gücü olarak yükseldi. ABD etkinliğini ve hegemonyasını pekiştirdi. Suriye Kürtleri ABD ve İsrail tarafından terk edildi. Siyasal İslamcı ihaneti gördük. Bu noktaya nasıl gelindiğini derinlemesine tartışılmalı, bir tarihsel süreç olarak yaşananalar analiz edilmelidir. Ancak, çıkarılması gereken dersleri hızla saptamak, tarih yaşanırken anlamını kaçırmamak da büyük önem taşıyor. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren Suriye Kürt hareketinin, PYD ve bir çatı örgütü niteliğindeki SDG’nin siyasal serüveninden çıkartılabilecek tarihsel dersleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
1- PYD/SDG, Kürt coğrafyasında, PKK’den sonra solda yer alan, seküler ve etkili ikinci örgüttür. Bu özelliğiyle Irak Kürdistanı’ndaki Barzani yapılanmasından, KDP’den ideolojik, felsefi ve örgütsel bakımdan nitelik farklılıkları vardır. Kadının etkin olduğu, aktif şekilde toplumsal ve siyasal yaşamda yer aldığı bir yapılanmadır.
2- Suriye olayı, emperyalizmin, bu olay özelinde ABD emperyalizminin ve siyonizmin dünya halklarına, bölgedeki ilerici ve demokratik hareketlerle dost olamayacağını dramatik bir şekilde ve bir kez daha ortaya koydu. Kapitalist emperyalizmin sadece çıkarları vardır. Onun bütün etkinliğini belirleyen şey kapitalizmin değer yasasına dayanan sömürü ve kar dinamiğidir.
3- Emperyalizm ve siyonizm ile işbirliği ve bölgesel düzeyde stratejik ortaklıklara girerek, “devrim” yapılmaz. Yapılan eyleme “devrim” denilemez. Son olay “Rojava devrimi” adı verilen siyasal hamle ve sürecin, emperyalizmin sadece dönemsel ihtiyaçlarının sonucu olarak izin verdiği bir gelişmeden ibaret olduğu ortaya çıktı. Şivan perver’in acıklı ve yaralayıcı ABD’ye seslenişi, Rojava devrimi adı verilen sürecin ajitatif bir motif olmaktan öteye geçemediğini gösterdi. Bizi üzdü. ABD’ye yakarış, yaralayıcıydı. Devrim, ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail ile iş tutarak değil, onlarla kararlı şekilde mücadele edilerek yapılır. Ezilen bir halkın, kendi geleceğini belirlemeye çalışan bir ulusun, emperyalizm ile işbirliği yaptığı, bölge halklarının düşmanı İsrail’in dinci-faşist iktidarıyla ortak hareket ettiği görülmüş şey değildir. Emperyalist haydutluk ve........
