menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Spinoza, Ahmet Telli ve Silivri’nin serçeleri

81 0
20.07.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Spinoza’nın Marx ile buluşup buluşmadığına ilişkin iyi bir kitap var elimde. Daha doğrusu okuduğum kitaplardan biri de Otonom Yayınları felsefe serisinden çıkan bu eser. Yeni bitirdim, hayli not aldım. Sağ olsunlar Otonom Yayınları beni hapishanede hiç yalnız bırakmadı. Otonom, benim 50 yıllık arkadaşım, liseden beri yoldaşım sevgili kardeşim Cengiz Baysoy’un öncülüğünde oluşan sosyalist ve entelektüel bir kolektif. Özgün ve başarılı bir yayıncılık yapıyorlar. Dayanışma ve dostlukları çok değerli.

Okuduğum kitabın tam adı; “Spinoza Marx’la Buluştuğunda”, yazarı Tracie Matysik. Kitabı sevgili Münevver Çelik (Sinem Özer ile) çevirmiş. Temiz Türkçesiyle, iyi düzenlenmiş dip notlarıyla, güzel bir çeviri. Ellerine sağlık. Spinoza okumalarımı zenginleştirdi.*
Ancak, kitabın bütün iddiasına karşın Marx - Spinoza ile pek buluşamıyor. Yazarın anlamlı bir buluşturma çabası var ama böyle bir kesişmeyi sanırım Marx istemiyor. Marx’ın 1839’da “Demokritos ve Epikuros’un Doğa Felsefesi” adlı doktora tezini yazarken B. Spinoza ile ilgileniyor, 40 sayfa kadar not alıyor. Dağınık notların tamamı Spinoza alıntılarından oluşuyor. Ancak bunları kullanmıyor.

Üstelik tezinin esasıyla ilgili olduğu halde daha sonra da değerlendirmiyor. Oysa Spinoza, indirgendiğinde bir doğa felsefesi kuramcısı olarak da alınabilecek bir filozoftur. Marx’ın aksine -ki doktora tezi ve başka bazı çalışmalarda küçük birkaç gönderme yapmak dışında üzerinde hiç durmaz- L. Feuerbach ve F. Hegel, Spinoza ile buluşur. Dahası onu yer yer eleştirseler bile yüceltirler.

Öyle ki, Hegel, Spinoza’yı felsefenin başlangıç noktası olarak görür, ona göre "Spinoza yoksa felsefe de yoktur". Çünkü Hegel’e göre Spinoza “Tanrıyı bu dünyaya ve akıl alanına” indirmiştir. Spinoza’nın tanrısı doğa-dünya-evrendir. Onun yasaları tanrının yasalarıdır. İnsan bu doğaya gömülmüş ve söz konusu yasalara sıkı sıkıya bağlıdır. Öyle ki, insanın özgür iradesinin bile üzeri çizilmiştir. Kabaca yapılacak bu özet, Spinoza hakkındaki en yaygın ve doğruya en yakın değerlendirmedir.

FELSEFENİN MUTLULUĞU

Feuerbach ise Spinoza’nın modern materyalistlere yol gösterse de hala bir “panteist” olduğunu söylüyor. Feuerbach; “Spinoza Tanrı’yı ortadan kaldırmayan bir ateizm geliştirmişti” diyor. Öyle ki, Tanrı’yı korumak için insanı teslim alan bir felsefe geliştirdiğini belirtiyor.

Marx’ın neden Spinoza ile buluşmadığını onun Feuerbach ve Hegel eleştirilerine bakarak anlayabilirsiniz. Marx, sadece Feuerbach tarafından içerilerek aşılan, Hegel tarafından hakkında yapılabilecek en radikal eleştiri ortaya konulan Spinoza’ya geri dönmeyi (eleştirerek aşmak için dahi) gereksiz görüyor. Hegel, “Spinoza’nın tözü durağan ve değişmezdir” diyor. Böylece hiçbir yönelimi, amacı ve erekselliği olmayan bu tözün “öznelliğin........

© Birgün