Canavarların geçidi!
ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku ve insanlığın bütün değerlerini hiçe sayarak tam bir barbarlıkla İran’a saldırması; ülkenin lideri Ali Hamaney başta olmak üzere, önde gelen askeri yöneticilerin, çocukların ve sivillerin katledilmesi emperyalist-siyonist bir canavarlıktır.
Üstelik bu saldırıyı, henüz müzakereler devam ederken, İran’ın anlaşmaya çok yaklaştıklarını açıkladığı sırada yapması, bütün diplomatik kuralların ve teamüllerin de çiğnenmesi demekti. Bırakın diplomasiyi, mafya âleminde bile zor görülecek bir kalleşlikti.
Dolayısıyla, değerli dostum, sosyalist gazeteci M. Ali Güller’in de belirttiği gibi, bu savaşın sıradan insan nezdindeki ilk sonucu ABD’ye hiçbir zaman güvenilemeyeceğidir. Bu ders, ABD’nin Avrupalı müttefikleri nezdinde de orta ve uzun vadede aynı sonuçları yaratacaktır. (Cumhuriyet, 2.3.2026). Bizim zaten bildiğimiz bu gerçeğin dünyanın da gözünde somutlanmasıdır. Emperyalizm kalleştir.
ABD’nin iki hedefinin olduğu açıktır. Birincisi; gerileyen bir güç olarak kaybettiği küresel liderliği askeri zor kullanarak yeniden ele geçirmektir. İkincisi; Orta Doğu’da İsrail’in güvenliğini garanti altına almak ve bölgede Suriye’den sonraki asıl hedef olan İran’ı etkisizleştirerek, asıl küresel hegemonya mücadelesinin yaşandığı Asya-Pasifik havzasına yönelmektir. Çin’in ve Asya’nın yükselişini engellemek için odaklanmaktır. Bunun için Orta Doğu’daki bütün sorunlarını çözmesi ve kirli işlerini halletmesi gerekiyordu. ABD’nin ve Siyonist İsrail’in yaptığı budur. Biz, Suriye’den sonra sıranın İran’a geleceğini, bunun bir bölgesel yangına dönüşeceğini söyleyip yazdığımızda, bunun bir komplo teorisi olduğunu savunanlar çoktu.
BİLİŞİM OLİGARŞİSİ YA DA TEKNO OLİGARŞİ
Kavramı üzerinde fazla çalışmadan ortaya atsam da doğru olduğunu düşünüyorum. Bugün ABD yönetimi, bilişim sektörü ve öncü teknoloji alanlarında büyüyen, köksüz, endüstriyel bir geleneği ve kültürü olmayan yeni şekillenen bir oligarşinin eline geçmiş durumda. Faşizan bir oligarşi bu. Trump bu oligarşiye dayanıyor. Bilişim oligarşisi ve Trump iktidarı (faşist de diyebiliriz), dünyanın tanık olduğu en vahşi emperyalist devlet aygıtını ele geçirince, durum tam bir faciaya dönüştü.
Bilişim oligarşisi, Amerikan egemen güçleri arasındaki en saldırgan ve insanlığın demokratik birikimine en uzak kesimi oluşturuyor. Amerikan Neo-Con (Yeni Muhafazakâr) hareketinin ideolojik zeminini hazırladığı, bürokratik yolunu döşediği bir iktidar Trump rejimi. Daha önemlisi, ABD askeri-sınai kompleksi ile de bir anlaşma ve uyum içinde olduğu açık. Bu yanıyla, ABD emperyalist burjuvazisinin en saldırgan ve faşist kesimlerinin ortak çıkarlarını temsil eden bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu da söyleyebiliriz. İran saldırısında yapay zekânın ilk kez bu ölçekte kullanılması, yeni teknolojinin etkin şekilde devrede olması yeni bir durumdur. İran’da bir ilkokulun vurulması ve 150’den fazla çocuğun öldürülmesinin de bir yapay zekâ operasyonu olduğu belirtiliyor.
Demokratik toplum kesimleri, ABD’de Demokrat Parti’ye yakın çevreler (daha çok orta sınıflar ağırlıklı olmak üzere) Atlantik’in iki yakasında da bu iktidara direniyor. Özellikle Batı’da hala etkin olan entelektüel “sınıf” etkin bir muhalefet yürütüyor. Trump’ın soytarılığı, savunma bakanının Güneyli cehaleti ve züppeliği genel olarak Cumhuriyetçi iktidarın bugüne kadar görülmemiş çapsızlığı bu muhalefeti güçlendiriyor. İspanya Başbakanı sosyalist Pedro Sanchez’in Trump’a resti ve soylu direnişinin dünyada bu ölçekte sempatiyle karşılanması........
