Fransa yalnız Fransa değildir
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Fransa 1789 devriminden, 68 hareketine kadar Avrupa’daki sosyal ve politik mücadelelerin kutup yıldızı olmuştur. Bu durumu Yanis Varoufakis, “Fransa Avrupa’nın termostatıdır” metaforuyla açıklıyor. Yani toplumsal mücadelelerin hararetini ayarlayan ülke. Nitekim Fransa’daki öğrenci hareketinin yükselişi kısa sürede İspanya, Portekiz, Belçika, Almanya gibi diğer AB ülkelerinde de karşılık buldu.
Gençlik haksızlıklara, eşitsizliklere, ayrımcılıklara bir karşılık beklemeden karşı çıkıldığı, insanların çıkarlarına göre değil de vicdanlarına göre davrandığı bir yaş dönemi olarak bilinir. Ancak bu kez gençler kendileri için de kaygılı. Gelişmiş ülkelerde de ebeveynlerinin kolay ulaştığı yaşam koşullarına dahi erişemeyecekleri korkusunu taşıyor, geleceğe umutla değil endişeyle bakıyorlar. Çünkü gündelik geçim sorunu, barınma olanaklarına erişim, kamu hizmetlerinin giderek zayıflaması gibi nedenlerle öğrencilik dönemlerinde de ciddi maddi sıkıntılar yaşıyorlar.
Teknolojinin gelişmesi, iletişim olanaklarının genişlemesiyle demokrasi, özgürlükler, insan hakları konularındaki ortak talepleri söz konusu olunca da kolaylıkla birbirleriyle etkileşim kuruyor, fiziken veya dijital ortamda bir araya gelebiliyor, oy tercihleriyle de seçim sonuçlarını etkileyebiliyorlar. Gençler sağ popülist, faşizme, otoriterliğe eğilimli reaksiyoner hareketlerde de önemli bir dinamik olarak yer alıyorlar. O nedenle son haftalarda Fransa’dan başlayıp diğer Avrupa ülkelerine de yayılan gençlik isyanının genel anlamda sola açık tınısı büyük anlam ve önem taşıyor. Gelecek için eşitlikçi bir toplumsal değişim umudunu güçlendiriyor.
Fransa’daki gençlik isyanının gelişimini ve ayrıntılarını BirGün’den ve diğer mecralardan zaten izliyorsunuz. Burada diğer ülkeler için de geçerli olabilecek 6 önemli dinamiği üzerinde yoğunlaşacağız.
1) Tek bir gündeme sıkışmış olmaması: “Çok Kutuplu Dünyada Küresel Sol” kitabının editörü Dena Freeman, 21 Yüzyıl küresel solunun düşünce ve pratikte dört boyutlu bir mücadele vermesi, sınıf, emperyalizm, ekoloji ve demokrasi eksenlerinin hiçbirini ıskalamaması gerektiğini vurguluyor. 2010’lu yılların protesto hareketlerini incelediği makalesinde Paolo Gerbaudo da toplumun çoğunluğunu kucaklamayan tek talepli hareketlerin kolaylıkla sönümlendiğini söylüyor. Wall Street’i işgal eylemlerinde öne çıkan %1’e karşı ™........
