Avrupa’nın kurtuluş mücadelesi ve Trump
Avrupa ülkelerinin liderleri kendilerine tüm hasmane tavrına karşı ABD Başkanı Trump’la ilgili eleştirilerini ılımlı bir dilde yapmaya özen gösteriyorlar ancak o her geçen gün yeni bir açıklamasıyla Avrupa-ABD ilişkilerini tahrip etmeye devam ediyor.
Trump’ın son olarak NATO’nun Avrupalı üyelerine ve Afganistan’da görevlendirilen Avrupalı askerlere ilişkin küçümseyici ve aşağılayıcı açıklamaları bu tahribatı daha da derinleştirdi. Avrupalı NATO ülkelerinin hiçbir zaman ABD’nin yanında olmadığını ve Avrupalı askerlerin Afganistan’daki savaş sırasında sürekli cepheden uzak kaldıklarını ileri sürerek “korkaklık”la suçlayan Trump, eleştiriler karşısında küçük bir geri adım atıp orada savaşan İngiliz askerlerini “kahraman” ilan etti. Ancak bunu yaparken, ABD için savaşıp, ölen, yaralanan diğer müttefik askerleri kaale almayarak, halen “belki ilişkilerimiz yeniden eskisi gibi olur” umudunda olanları da büyük hayal kırıklığına uğrattı.
NATO’nun meşhur 5’nci maddesi bilindiği gibi “bir ittifak üyesine yönelik silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını ve ittifakın tüm üyelerinin saldırgana karşı topluca savunmaya geçme hakkı”nı öngörüyor. Kimileri buradaki “toplu savunma”nın bir zorunluluk olduğunu sanıyor. Ancak bu doğru değil. Üyeler saldırıya uğrayana yardım etmekle yükümlü, ancak bu yardım saldırgana karşı birlikte savaşa girmek anlamına gelmiyor. Söz konusu yardım siyasi ve ekonomik destek biçiminde de olabilir. Birlikte silahlı savunma opsiyonu da var tabii ki. Ama bunun için en yüksek organı Kuzey Atlantik Konseyi’nin oy birliğiyle karar vermesi gerekir.
Doğu ve Orta Avrupa’daki eski Varşova Paktı ülkeleri birer birer NATO’ya üye olurken Rusya’dan gelebilecek saldırılar karşısında bu maddenin otomatikman işletileceği propogandası yapılarak, kamuoyundaki itirazlar zayıflatılmıştı. Son olarak Kuzey Avrupa’nın uzun yıllar askeri ittifakların dışında kalmakla gurur duyan ülkeleri İsveç ve Finlandiya’nın apar topar NATO’ya üye olma süreçlerinde de bu “otomatizm” varsayımından yararlanılmıştı. Ancak ittifakın en güçlü ülkesi ABD’nin başındaki Trump’ın NATO’ya ilişkin açıklamalarıyla bu konudaki kuşkuların haklı olduğu bir kez daha görüldü.
Bilindiği gibi bu madde ittifak tarihinde sadece bir kez işletildi. O da........
