menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fetih söylemi ve Gezi hakikati

45 0
31.05.2026

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüydü. Haliç’teki törende yine bildik cümleler kuruldu. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktı ve “İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız” dedi. Fatih’in emanetine “gözleri gibi” bakmaya devam edeceklerini, Ayasofya’nın kapısındaki zincirleri nasıl parçaladılarsa öyle yeni zaferlere imza atacaklarını “müjdeledi.”

İşin gerçeği ise kürsüdeki o hamasi nutukların çok uzağında; bu şehrin sokaklarında, silüetinde ve tahrip edilen tarihinde apaçık duruyor! İddia ettikleri gibi İstanbul’a hiçbir zaman gözleri gibi bakmadılar.

Övünerek anlatılan Ayasofya, müzeden ibadethaneye dönüştürüldükten sonra adeta bir turizm ve yönetim enkazına çevrildi; bin yıllık tarihi eser, koruma bilincinden uzak yaklaşımlarla geri dönülmez zararlar gördü. Çünkü mesele hiçbir zaman tarihi korumak değil, o tarih üzerinden günün siyasetine zemin inşa etmekti.

***

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Erdoğan’ın bizzat kendisi, 2017 yılında dikey mimariyi eleştirirken tarihe geçecek o itirafı yapmamış mıydı: “İstanbul müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik. Biz bu şehre ihanet ettik. Hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum.”

Bu........

© Birgün