Acemi kasaplar gibiyiz
Çocukluğumun kurban bayramlarını hep yağmurlu, yağmur damlalarını da kurbanlıkların gözyaşları olarak hatırlarım hep. Böyle hatırlamam çok doğal. Zira eskiden Eskişehir’de bahçesinde tavukların, kazların cirit attığı büyükbabamın evine Kurban Bayramı’ndan bir ay kadar önce satın alınan güzel gözlü iri boynuzlu kurbanlık koç da dâhil olur ve ne için orada olduğunu bilmeden diğer hayvanlara uyum sağlamaya çalışırdı. Büyükbabam satın alınan kurbanlıktan mübarek hayvan diye söz ederdi. Biz de ona hiçbir zaman diğer hayvanlara davrandığımız gibi çocuk hoyratlığı ile davranmaz bizim yerimize kendisini feda edeceği için de önce gerilip sonra iki ön ayağını yukarı kaldırıp bize boynuzuyla saldırmasını da idare ederdik.
Yemeklerinin yanında mutlaka bolca tuz da verirdik ki hem kilo alsın hem de et kalitesi artsın. Sanırım hepimizin ikiyüzlü ve bencil olduğu fikrine ilk o zamanlar kapıldım. Yıllar içinde insanlarla ilgili bu düşünceme bir........
