Oda boş
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Geceyi seven insanlar var. Sanki herkesin uyumuş olduğunu bilmek onları özgürleştirir. Kendileriyle ancak böyle zamanlarda baş başa kalabileceklerine inanırlar. Özellikle ergenler, kendi odalarında yalnız olsalar bile, evde uyanık birilerinin varlığından rahatsız olabilirler. Ama herkes uyudu mu rahatça bilgisayar oyunlarını oynar, hayal kurar, kendi iç dünyalarına çekilirler.
Yalnızlık, kendiliğin kabı gibidir. İnsan kendi kendisiyle temasını çoğu zaman bu sessiz iç uzamda, kimsenin bakmadığı, çağırmadığı, bir şey beklemediği zamanlarda yaşayabilir. Christopher Bollas'ın Winnicott'tan hareketle tarif ettiği "temel yalnızlık" da böyle bir şey: Terk edilmişliğin değil, var olmanın en eski zemini. Çünkü her hakiki kendilik, en derinde, esasen yalnızdır.
Ama insanın kendine yaklaşmasını mümkün kılan bu yalnızlık, neden bugün bu kadar ürkütücü hale geldi? Asıl korkulan yalnızlık değil de yalnız kalınca belirecek kendilik… Çünkü yalnızlık sadece huzurlu bir iç oda gibi yaşanmıyor. Bastırılmış öfkenin, ertelenmiş arzunun, kaybın, pişmanlığın, kıskançlığın, yaşanmamış hayat duygusunun da ortaya çıkabildiği bir yer.
Modern hayat, bu karşılaşmayı erteleyen........
