menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karada kalanlar

52 0
22.04.2026

Neredeyse Mayıs olacak ama hava hâlâ soğuktu. Teknenin içinde kazak giymeden durmak imkânsızdı. Dalgalar tekneyi hafifçe sarsarken rüzgârın sesine karışıp o tanıdık melodiyi yayıyordu. Bu defa da kaçabilmiştim karadan. Sanki ne kadar olumsuz şey varsa karada bırakabilirmişiz gibi. Macit Amca küçük el radyosunu açmış, hicaz makamında bir şarkı çalıyordu. Macit Amca’ya, “Hicaz makamı insanın içini çökerte çökerte sakinleştirir derler. Belki de bu yüzden ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılırmış eskiden” dedim. Musuki, Macit Amca’nın sevdiği konulardan biriydi. O anlatırken tekne ile varacağımız yere varmıştık bile. Oltalarımızı hazırlarken radyo çalmaya devam ediyordu.

“Biliyor musun Macit Amca, ‘solastalji’ diye bir kavramdan bahsediliyor. Nostaljiye benziyor. Çevresel değişikliğin sebep olduğu bir tür ruhsal ve varoluşsal sıkıntı. Üzerinde yaşadığınız topraklardan mahrum kalmanın yarattığı hasret ve ıstırap…” Macit Amca, kederli kahkahalarından birini attı. Kederin de kahkahası olur muydu? Macit Amca öfke, keder, hüzün, her duyguya ait bir kahkaha ve küfür üretebilirdi. “Her şeyi elimizden alıyorlar. Ruhumuzu, çocuklarımızı, topraklarımızı…” Çocuklarımızı derken ne demek istediğini anlamıştım. İçim........

© Birgün