8 Mart yaklaşırken…
Geçen hafta, profesyonel bir şef olan annesinin mutfağında büyüyen Lucy Knisley’in yazıp resimlediği ‘Yemek Sever Mutfaktaki Hayatım’ adlı grafik romanı okudum. Lezzetli tariflerle bezeli olan bu grafik roman yalnızca bir yemek kitabı değildi bu nedenle 8 Mart yaklaşırken bende uyandırdığı hislerle bir yazı kaleme almak istedim. Ailevi ve kültürel bağları, çocukluktan yetişkinliğe doğru kimliğin inşasını, dostluğu, bir çocuğun asla küçümsenmemesi gereken hafızasını sırtlayan anlatı ayrıca, bir annenin gösterdiği ilgi ve ortaya koyduğu emekle çocuğunun geleceğine derinlemesine temas edebileceğinin de bir kanıtıydı.
Gözlemim o ki üretken ve çalışkan kadınlar gerçekten çocuklarının gözünde birer kahramanlar. Kendisini hayata getiren varlığın emek-refah karnesi, hayata hazırlanan çocuğun ömür boyu içinde taşıyacağı azmin ve yaşamaya dair coşkulu isteğin ana yakıtı. “Ey benim güzel ümidim, şimdi neyi temsil ediyorsan biz de onun peşindeyiz.” diyor ya şair, o misal, koşullar ne olursa olsun çocuklar da annelerinin yüzüne bakınca ümitli bir sevinç yakalamanın peşindeler.
Kaynak: Desen YayınlarıEmektar kadınların haklarını korumak, yaşam kalitelerini arttırmak idari ve sosyal otoritenin başlıca amaçlarından biri haline geldiğinde yüzler gülüyor, yuvalar ısınıyor ve çocuklar mutlu büyüyor. Bu amaçlarla yapılandırılan iki kolektiften bahsetmek istiyorum sizlere. İlki topraktan emeğe ilkesiyle Anadolu Kültürel mirasına odaklanan BİZ Kolektif Kadın Kooperatifi. 6 Şubat depreminin ardından Antakya’da bu topraklara gönül veren 7 kadının kurduğu kooperatif dayanışma ve kadın gücünün tüm zorluklara meydan okuyuşunun........
