menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halktan kaçırılan siyaset

41 218
18.02.2026

Türkiye’nin asla normal olmaması gereken “yeni normalleri” tüm ağırlığıyla toplumun üstüne çökmüş durumda. Hayat pahalılığı, eriyen alım gücü, yoksullaşma, geleceksizlik; geniş halk kesimlerinin borç ve faiz yüküyle yaşayabildiği ülkede artık kronik sorunlar haline geldi. Üstelik bu sorunlar sadece muhalifler tarafından da dile getirilmiyor. AKP siyasetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edebileceğimiz MÜSİAD bile ekonomideki sorunların kronikleştiğini, bu yapısal sorunların kemer sıkma gibi politikalarla çözülemeyeceğini belirtiyor.

AKP’nin sermayeden yana olan ideolojik aklı, yıllar boyunca adım adım çalışan milyonların aleyhine bir düzen inşa etti ve bugünkü krizi ortaya çıkardı. Mevcut eşitsizliği TÜİK’in raporları bile ortaya koyuyor. Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik kesimin geliri, en yoksul yüzde 20’lik kesimin gelirinin yaklaşık 7,5 katı. Toplam gelirin yaklaşık yarısı, en zengin yüzde 20’nin elinde. Asıl uçurum ise servet tarafında yaşanıyor; ülkede en zengin yüzde 1, toplam milli servetin yaklaşık yüzde 42’sine sahip. Geriye kalan yüzde 99, yüzde 58’lik serveti (tabii ki yine eşitsiz şekilde) paylaşıyor. Bu oran Türkiye’yi dünyada servet eşitsizliğinin en yüksek olduğu 15 ülkeden biri yapıyor. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 71’inin toplam serveti 10 bin doların altında.

Vergi politikası, var olan eşitsizliği daha da keskinleştiriyor. Çünkü verginin de adaleti yok ve terazisi bozuk. Devletin vergi toplama tercihleri en çok orta ve dar gelirli yurttaşları vuruyor. Vergi gelirlerinin yüzde 60’tan fazlası........

© Birgün