menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Butlan neyi örtüyor?

52 0
01.06.2026

Mutlak butlanın bir kişisel ihanet öyküsü ya da bir trajedinin çok ötesinde, derin siyasal ve toplumsal etkileri var. Bu operasyonu, siyasi yaşamı boyunca girdiği tek seçimi kazanamamış ve adeta ebedî bir muhalefet figürü hâline gelmiş bir siyasetçinin ahir ömründe alet olduğu kişisel bir trajedi olarak okumak meselenin vahametini gözden kaçırmak olur. İhanet karşısındaki hayal kırıklığı ve öfke anlaşılır ve kıymetlidir. Nitekim operasyonun kamu vicdanında mahkûm olduğu görülüyor. Ancak hızla bu duygunun ötesine geçmek, butlanın asıl hedefini görmek ve buna uygun davranmak gerekiyor.

Evet, operasyonun tarihteki büyük ihanetler gibi kişisel bir sefalet boyutu elbette var. Ne var ki yaratabileceği siyasal ve toplumsal tahribat karşısında bu kişisel sefalet devede kulak kalır. Asıl önemli olan, butlan operasyonunun neleri örttüğüdür. Çünkü butlan sandıktan sofraya, demokrasiden değişim umuduna kadar uzanan kapsamlı bir operasyondur.

BİR UYUŞTURMA OPERASYONU VE PSİKOLOJİK HAREKÂT

Butlan, hukuktaki hükümsüzlük ve geçersizlik hâlinin yanı sıra bâtıl olma, boş ve temelsiz olma anlamlarına da gelir. Eski tıp dilinde “butlan-ı his” ise ameliyat için vücudun bir bölgesindeki duyunun geçici olarak iptal edilmesini, yani anesteziyi anlatır. Bu yazıda butlanın teknik hukuki boyutlarını değil, tam da bu ikinci anlama yaslanarak neleri örttüğünü ve neleri uyuşturduğunu ele alacağım. Zira operasyonun asıl işlevi, toplumun bir bölümünün siyasal duyusunu – itiraz etme, talep etme, değiştirme kapasitesini– uyuşturmaktır.

Butlan sayesinde bu bayramda enflasyonu, işsizliği, yoksulluğu, emeklilerin hâlini ve memleketin gerçek meselelerini konuşamadık. Anlaşılan o ki önümüzdeki günlerde de butlan, bu meselelerin üzerine bir şal örtmeye devam edecek.

Butlan yalnızca siyasal açıdan elverişli bir araç, bir “İsviçre çakısı” değil, aynı zamanda ciddi bir “uyuşturma” işlevi de görüyor. Tıpkı İspanya ve Portekiz’in diktatörlük dönemlerinin ünlü “üç F”’leri gibi (fado, fiesta ve futbol) Türkiye’de de butlan benzeri operasyonlar kitlesel bir uyuşturucu işlevi üstleniyor. Toplumun gerçek, yakıcı ve acil sorunlarının yerini kişisel ihanet ve ikbal öyküleri alıyor. Butlan, gerçek sorunların yerine gölgelerin konuşulmasına yol açıyor; sansasyonel bir ihanet öyküsü olarak öne çıkıp magazinleşiyor. Meseleyi magazinleştirmeden, gerçek vahametiyle konuşmak gerekir.

Mesele sınıfsal içerikten yoksun teknik bir “siyaset mühendisliği” değildir. Bölüşüm kavgasının üzerini örten bir manevradır. Enflasyonun kimi yoksullaştırıp kimi zenginleştirdiği, faizin kimin cebine aktığı, asgari ücretin neden eridiği gibi sorular tam da üzeri örtülen sorularıdır. Butlan bu soruları gündemden düşürerek, fiilen sınıfsal bir işlev görür.

ÜMİDE ŞAL ÖRTMEK

Butlanın dolaysız ve kısa vadeli hedefi, kuşkusuz sandığı göstermelik hâle getirmek ve mevcut siyasi rejimden nemalananların ikbalini korumaktır. Buna uygun bir siyasal mühendislik yapıldığını anlamak için allame olmaya gerek yok. Normal şartlar altında sandıkla sonuç alamayacağını anlayanların bir süredir seçimleri muvazaa yoluyla kazanmak için türlü hukuksuzluğu denediği biliniyor. Buna rağmen istenen sonucun garanti olmaması ve seçime doğru nispi bir refah sağlayarak kazanma ihtimalinin kalmaması nedeniyle bir tür “ölüm perendesi” (salto mortale) atıldı.

Bu hamleyle bir yandan toplumsal ve siyasal muhalefetin bölünerek güçsüzleştirilmesi, öte yandan halkın sandıktan umudunu kesmesi, sinikleşmesi ve değişim umudunu yitirmesi istendi. Operasyonun toplumsal ruh hâli açısından en kritik unsuru budur: Kitlelerde itiraz etme bilincini körelterek değişim umudunu boğmak ve karamsarlığı yaygınlaştırmak. Hedeflenen sonuç, “böyle gelmiş böyle gider, ne yaparsak değişmez, izin vermezler” ruh hâlini yaygınlaştırarak kaleyi içeriden fethetmektir. Bu yönüyle butlanı bir........

© Birgün