menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürtlerin Hudeybiyesi yaşanır mı?

16 0
22.06.2026

Savaşmak ve çatışmak tarihin her döneminde kolay, barışmak ve barışı sürdürmek ise her zaman zor oldu. Ne kadar doğru bilmiyorum ama son derece mantıklı gelen bir istatistik okumuştum. İnsanlık tarihi toplamda 300 yıl kadar barışla geçti, diyordu. Bugün yaşadıklarımıza bakınca haklılık payı yüksek gibi.Bu yazıda İslam tarihinden, spesifik bir savaş ve barış örneğine odaklanmak istiyorum. Bu odağın adı “Hudeybiye”dir. Hudeybiye bir antlaşmadır ve İslam tarihinde barışın, stratejik öngörünün, fedakarlığın ve her şeyden önemlisi “sabrın” ne anlama geldiğini gösteren en büyük olaylardandır.

Peki bu anlaşma özü itibarıyla nedir ve nasıl gelişti? 628 yılında yani Hicret’in altıncı yılında, Medine’de bulunan Muhammed Peygamber ve beraberindeki Müslümanlar, herhangi bir savaş niyeti taşımaksızın, sadece Kâbe’yi ziyaret etmek amacıyla Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktılar. Niyetlerinin barışçıl olduğunu göstermek için yanlarına kınlarına sokulmuş yolcu kılıçlarından başka savaş aleti almadılar ve kurbanlık develerini de beraberlerinde götürdüler. Ancak Mekkeli yöneticiler (İslami literatür ile müşrikler), geliş maksatları ne olursa olsun Müslümanları şehre sokmamaya yemin ettiler ve Halid bin Velid komutasında askeri süvari birliklerini Müslümanların yolunu kesmek üzere sevk ettiler.

Diplomatik kanalları deneyen Muhammed Peygamber’in, niyetlerinin sadece ziyaret olduğunu anlatması için Hırâş bin Ümeyye’yi elçi olarak gönderdi; ancak yöneticiler onu öldürmeye kalktılar. Ardından Mekkeliler nezdinde nüfuzlu bir akrabalık bağına sahip olan Halife Osman elçi olarak gönderildi. Mekke’dekiler, Halife Osman’a dilerse kendisinin tavaf edebileceğini ancak Muhammed Peygamber’in girmesine asla izin vermeyeceklerini söylediler. Halife Osman ise peygamberi olmadan tavaf etmeyi reddetti ve Mekke’de alıkonuldu. Onun öldürüldüğüne dair karargâha ulaşan bilgiler üzerine Muhammed Peygamber’in, bir ağacın (semüre ağacı deniyor) altında ashabından savaşta asla kaçmayacaklarına ve ölümüne direneceklerine dair biat aldı. Kureyş idaresini dehşete düşüren bu “Rıdvan Biatı” sonrasında Mekkeliler apar topar Süheyl bin Amr başkanlığındaki bir heyeti barış masasına oturmak üzere Hudeybiye’ye göndermek zorunda kaldılar.

Müzakereler sonucunda ortaya bir metin çıktı. Çıkan metin, ilk bakışta Müslümanların onurunu zedeleyen ve tamamen aleyhlerine görünen şartlar taşıyordu. Antlaşmanın maddelerine göre; on yıl boyunca iki taraf arasında savaş olmayacak, Müslümanlar o yıl Kâbe’yi ziyaret edemeden geri dönecek, sadece ertesi yıl gelip üç gün kalabileceklerdi. Ayrıca Arap kabileleri diledikleri tarafla ittifak kurabilecekti. Ashabın içine en çok dert olan madde ise........

© Bianet