İran savaşı: Bombalar düşerken insan hakları
Savaşın yıkıcılığını bugünler de maalesef bir kez daha deneyimliyoruz. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar devam ediyor.
İran’daki savaşın yıkıcılığı daha ilk gün en az 165 kız çocuğunun öldürüldüğü okul saldırısında gördük. Savaşta yaşamını yitiren sivillerin sayısını tam olarak bilemiyoruz ama binlerle ifade ediliyor.
Savaşların yıkıcılığı en çok sivilleri etkiler. Yıkımın mevcut düzeyini tam olarak bilemiyoruz. Bu konuda verilerin net olmaması da savaşın yıkıcılığı ile ilgili.
Savaşın yıkıcılığı İran’ın ötesine taşıyor
Maalesef, savaş sadece İran’da yıkıma yol açmıyor. İsrail eş zamanlı olarak Lübnan’a saldırıyor. İran da ABD ve İsrail ile askeri işbirliği içinde oldukları iddiasıyla komşu ülkelere saldırıyor. Hatta bu saldırılarda füzeler planlı olmasa da Türkiye’ye düşüyor.
Kullanılan bombalar sadece insanları etkilemiyor. Saldırılarda diğer canlılar, hayvanlar ve doğa zarar görüyor. Hem kullanılan mühimmat hem de hedef alınan tesislerdeki yıkım sağlık riski teşkil ediyor. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus İran’daki enerji altyapısının hedef alınmasının, petrol tesislerinin zarar görmesinin bilhassa çocuklar ve ileri yaştaki insanların sağlığı için tehlikeli olduğunu belirtiyor.
Aralarında tarihi ve kültürel miras niteliğinde olan binalar yıkılıyor. Kısacası yaşamın hiçbir alanı savaş yıkıcılığından kurtulamıyor.
28 Şubat’tan bu yana daha çok askerlerin, savaşanların sesi duyuluyor. Çatışmalı ortamda barış yanlılarının, çözüm arayan siyasetçilerin sesi duyulmaz. Düşen bombalar barış yanlılarının sesini kısar. Patlamaların yol açtığı kara toz bulutu hakikatin üstünü örter.
ABD Merkez Komutanlığının 8 Mart tarihli açıklaması savaş yanlılarının insan haklarını nasıl hiçe saydıklarının bariz bir örneği.
ABD Merkez Komutanlığı İran’daki sivilleri “uyarmak” için yaptığı açıklamada “İran’ın masum sivillerin yaşamını açıkça hiçe saydığını” söylüyor. İran’ın sivilleri askeri tesislere veya etrafına yerleştirmiş olmasının onları “uluslararası hukuk çerçevesinde meşru hedef haline getirebileceğini” belirtiyor.
Yaşam hakkı kutsaldır ve ihlali geri döndürülemez. Bu nedenle en ağır hak ihlalidir. Herhangi bir gerekçesi olamaz. Savaşın kurallarını düzenleyen Cenevre Sözleşmeleri sivilleri korumaktadır.
ABD ordusunun “sivillere yönelik zararı minimize etmek için her türlü tedbiri aldığını ancak İran’ın askeri........
