menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışa giden yolda bir durak: Çerçeve Yasa – II

68 0
18.08.2026

Barışın içini biz doldurabiliriz.

Çerçeve Yasa’nın geçen hafta TBMM’de onaylanması, barışa giden yolda önemli duraklardan birisi olarak tarihe geçti. Artık barışa bir adım daha yakınız. Barış ile aramızdaki mesafe bir adım daha kısaldı.

Esasen barış hep durduğu yerde. Bulunduğumuz nokta ile varmak istediğimiz barış arasındaki mesafeyi katetmek için atacağımız adımlar insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği vb. doğrultusunda oldukça, barışa daha hızlı ve sağlam adımlarla varırız.

İnsan hakları savunucuları ve barış yanlıları bakımından kabul edilen bu yasanın esas önemi, silahların devreden çıktığının ve çatışmalı dönemin sona erdiğinin ilanı olmasıdır.

Mesele, bundan sonra ne yapılacağı, hangi durağa doğru yol alınacağıdır.

Barışa giden yolda bir durak: Çerçeve Yasa

Bir sonraki durak barışı daha fazla gündem yapmak

Artık barış isteyenlerin daha aktif olmasının zamanı geldi. Artık barış talebimizin altını doldurma zamanı geldi. Barışı toplumsal gündemin en üst sırasına taşıma ve her türlü yasal düzenlemenin, politikanın ve uygulamanın kalıcı bir unsuru hâline getirme zamanı geldi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları’nın bianet’ten sevgili dostumuz Nalin Öztekin’e verdiği röportajdaki “Garanti aramanın yolu süreci reddetmek değil, süreçten dönülmesini imkânsız hâle getirmek” zemini sağlam bir perspektife sahip.

Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

Hatimoğlulları’nın, öncekilerden farklı olarak mevcut süreçten dönülmesini engelleyecek güvenceler olup olmadığı sorusu karşısında yaptığı bu rafine değerlendirme iki temel nokta üzerinde duruyor.

İlki, süreci reddetmenin risklerine dikkat çekiyor. Süreci reddetmenin, sürecin devam etmeme riskini artırdığı bir gerçek. Hiç kimsenin ve hiçbir toplumsal kesimin süreci reddetmemesinin önemli bir güvence olduğunu belirtiyor.

Toplumsal sahiplenme, sürece açıktan karşı çıkanların dahi zamanla süreçle ilgili fikirlerini değiştirmesini sağlayabilir.

“Süreçten geri dönülmesini imkânsız hâle getirmek” olarak tarif ettiği ikinci nokta ise barışa giden yolda şahit değil, dâhil olmamız gerektiğine işaret ediyor. Böylece izleyen değil, eyleyen özneler olarak sürece aktif katkı sunabilir, barışı şekillendirebiliriz.

Şüphe yok ki bu süreçte eleştirel bakış açımızı korumalıyız. Bu eleştirel bakış açısı, insan hakları savunucularının, barış yanlılarının ve aktivistlerin en güçlü niteliklerinden birisidir. Sahip olduğumuz eleştirel bakış açısı, barış konusundaki her türlü politika ve uygulamayı eleştirel bir süzgeçten........

© Bianet