Üniversitelilere: “Susmak sorumluluk soğurur!”
Yukarıdaki başlıktaki metin 23 yıl önce, onlarca öğretim elemanının imzasıyla Mart 2003 tarihinde kamuoyuyla paylaşılmıştı.
Bülent Ecevit’in başbakanlığında Ocak 1999’da, Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi’nin (ANAP) katılımıyla kurulan koalisyon hükümeti döneminde hazırlanan Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Yasa Taslağı başta üniversitelilerden olmak üzere, demokratik kamuoyundan sert tepkiler almasına karşın geri çekilmemişti. Ancak, 57. Hükümet’in ömrü Kasım 2002 tarihinde ani bir şekilde tamamlandığında taslak yasalaşamadı.
Üniversite katlindeki ortaklık
Ancak, Kasım 2002 tarihindeki genel seçimlerden “sürpriz” bir sonuçla birinci parti olarak çıkan AKP’nin Abdullah Gül’ün başbakanlığında kurduğu 58. Hükümet konunun peşini bırakmadı.
Taslak, hedefleri açısından temel herhangi bir değişikliğe uğramadan 2003’ün ikinci ayında yeniden gündeme geldi. Çiçeği burnundaki AKP hükümeti o tarihlerde üstlendiği işlevi gereği, taslağı ilgililerinin tartışmasına açtı. Ortaya konan görüşler doğrultusunda değişiklikler yapılabileceği özellikle vurgulandığı için demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra, muhalif rektörlerin görevde olduğu bazı üniversitelerde de yapılan toplantılarda görüşler oluşturuldu ve YÖK’e iletildi.
Son yılların AKP hükümetlerinin kamu kurumlarını yeniden düzenlemesindeki tutumuna bakıldığında, akla gelecek bir soru değil. Ancak, parti kadrolarının değişim ve dönüşümü de değerlendirildiğinde hâlâ güncelliğini koruyan “AKP’nin acelesi ne?” sorusunu da yanıtlamak gerekiyor.
Yanıtlamak hiç de zor olmasa gerek; 1980’den 2002 yılına kadar “geciken” neoliberal kapitalist ekonomik politikaların ve uluslararası ekonomik düzenlemede Türkiye’ye verilen rolün “liberaller”in de desteğiyle en kısa zamanda hayata geçirilmesi! Kendi niyet ve çalışkanlıklarının yanında, böylesi bir destek de işin başlangıcındaki başarılarının öncelikli vesilesi oldu.
Başbakan Gül’ün hükümeti, üniversitelerin ticarileşmesi ve şirketleşebilmesinin önünü açacak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirerek “vazifelerini” yerine getirmek istediler. Geldiğimiz aşamayı değerlendirdiğimizde o günlerde başlayan çabaların istedikleri sonuca ulaştığını görüyoruz. Türkiye’de devlet üniversitelerin tamamı ticarileştirildi, “kapasitesi” olanlar da şirket üniversiteler haline getirildi.
Kapitalizm ve üniversiteler
Tarihsel bir sırayla izlediğimizde, kapitalizmin her yeniden yapılanma sürecinde diğer üst yapı kurumlarıyla birlikte üniversitelerin de yeniden düzenlendiğini, başka bir ifadeyle “tahrip edildiğini” görebiliyoruz. Hem kapitalizmin hem de........
