menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ecem Ra: Kürt kadını böyle olamaz diyenlere müziğimle cevap veriyorum

34 0
13.06.2026

Kürtçe, Türkçe ve İngilizce şarkılardan oluşan repertuvarını pop, funk, R&B ve synth-wave gibi modern türlerle buluşturan müzisyen Ecem Ra, yalnızca yeni bir müzikal alan açmaya çalışmıyor; genç bir kadın olarak sahnede, anadilinde ve kendi bedeniyle özgürce var olmakta ısrar ediyor.

Son günlerde sosyal medyada maruz kaldığı ırkçı ve cinsiyetçi saldırılar ise onun için bir geri çekilme nedeni değil: “Bundan rahatsız olsanız da rahatsız olmaya devam edeceksiniz. Beni dinlemeye devam edeceksiniz, görmeye de tahammül edeceksiniz.”

Diyarbakır’dan İstanbul'a ilk müzik yolculuğu

Ecem Ra’nın hikayesi Diyarbakır’da, eğitime önem veren sekiz çocuklu bir ailenin en küçük kızı olarak başlıyor. Müziğe ilk adımını henüz altı yaşındayken Diyarbakır’da aldığı piyano dersleriyle atıyor. Sesleri tanıma üzerine olan yeteneğinin fark edilmesi uzun sürmüyor.

10 yaşından sonra ailesiyle birlikte Denizli’ye taşınması, hayatındaki ilk büyük kırılmalardan biri oluyor. Çünkü bu taşınma yalnızca şehir değiştirmek anlamına gelmiyor, kimliği saklamayı, görünmez olmayı ve ev ararken bile Kürt olmanın ağırlığını hissetmeyi de beraberinde getiriyor.

Ancak müzikle kurduğu bağ burada daha da güçleniyor. Lisede okurken belediyenin konservatuvarında piyano eğitimine devam ediyor. Daha sonra eğitimini Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nde tamamlıyor.

Anadilinde müzik eğitimi çocuğunuzun hayatında ne değiştirir?

İstanbul’a gelişi de müzikteki ısrarının bir sonucu oluyor. Boğaziçi Caz Korosu’na başvuruyor ve Borusan Filarmoni Orkestrası ile bir projede yer alıyor. Bu süreçte yarışmalara, projelere ve televizyon programlarına başvuruyor. Bir ses yarışmasında birinci oluyor ardından bir single yayımlanıyor ve tanıtım çalışması yürütülüyor. O dönem alternatif Türkçe şarkılar söylüyor ancak istediği karşılığı bulamıyor.

“Büyük bir beklentiye giriyorsun. Müzik yapacağım, paylaştığım zaman herkes dinleyecek sanıyorsun. Tabii öyle bir şey olmuyor” diyor.

Zuhal Müzik’te çalışırken bir gün piyanonun başına geçiyor ve Bajar’ın “Ogit” şarkısını söylüyor. Bu, kimseye beğendirme kaygısı taşımadığı, tamamen içinden gelen bir yorum oluyor.

“Bunu kayıt altına alıp paylaşsam ne olacak ki?” diye düşünüyor ve kaydı YouTube’a yüklüyor. Bir hafta içinde şarkı milyonlara ulaşıyor.

Ecem Ra için asıl kırılma da orada başlıyor. O andan sonra Kürtçe, yalnızca ailesinden gelen ve konuşabildiği bir dil olmaktan çıkıyor müzikal bir alan, bir özgürlük imkanı ve gelecek tasavvuru haline geliyor.

Anadilinde kahkaha: Zarok TV çocuklar için nasıl bir alan açıyor?

Anadilin modern seslerle buluştuğu bir deneyim

Bu dönemde, müzik endüstrisindeki kadınları üretim süreçlerinde güçlendirmeyi amaçlayan Avrupa destekli bir projeye katılıyor. Kendi şarkısını yapıyor: “Diyarbakır.” Memleketine duyduğu özlemi anlattığı bu Kürtçe şarkının sözleri, müziği ve prodüksiyonu ona ait.

Yirmi yılı aşkın süredir müzik sektöründe üretim yapan Olcay Bozkurt da onu bu şarkı........

© Bianet