Okullarda şiddet tesadüf değil, sistemin sonucudur
Türkiye’de son yıllarda giderek daha sık karşılaşılan bir gerçek var: okullar artık sadece öğrenme mekânları değil, aynı zamanda kontrol edilmesi zor bir gerilim alanına dönüşüyor.
Öğrenci şiddeti, akran zorbalığı ve zaman zaman silahlı saldırı vakaları, eğitim kurumlarının “güvenli alan” olma niteliğini sorgulatıyor. Bu tabloyu yalnızca “asayiş sorunu” olarak görmek kolaycı bir yaklaşım olur. Çünkü mesele, okulun kapısında değil; okulun içinde, hatta müfredatın ve eğitim anlayışının tam merkezinde başlıyor.
Gazi Üniversitesi’ndeki eğitim müfettişliği öğrenciliğim yıllarımda hocamız Prof. Dr. Yahya Kemal Kaya’nın “İnsan Yetiştirme Düzeni” adlı eserinde vurguladığı o sarsıcı gerçek bugün daha da berrak: “Eğitim, insanı bütün yönleriyle inşa etmiyorsa; geriye sadece bilgiyle donatılmış ama duygusal ve toplumsal açıdan sakatlanmış bireyler kalır.” İşte hocamızın belirttiği bu eksiklik, bazen sessizce bir kırılmaya, bazen de çok daha görünür bir şiddete dönüşür. Ortada açık bir gerçek var: Türkiye’de okullar artık sadece eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda önlenebilir krizlerin yaşandığı alanlar haline gelmiştir. Ve bu durum bir tesadüf değil.
14 yıllık Eğitim Müfettişliği tecrübemle açıkça ifade etmeliyim ki; Siverek’ten, Kahramanmaraş’a uzanan bu şiddet sarmalı "münferit" birer olay değildir. "Münferit" kelimesi, artık sistemsel hataların üzerini örtmek için kullanılan bir bahaneye dönüşmüştür.
Her olaydan sonra aynı cümleler kuruluyor: “Gerekli önlemler alınacak.” “Güvenlik artırılacak.” “Soruşturma başlatıldı.”
Peki sonuç? Bir sonraki........
