menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir yoldaşlık hikâyesi: The Odyssey

25 0
01.08.2026

Güncel siyasi akışın ortasında, bir anda gündemimize oturdu The Odyssey. Filmi izleyenler sıcağı sıcağına yorumlarını paylaştı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barış ve PKK'lilerin yurda dönüş süreçlerini değerlendirirken Odysseia Destanı’na atıfta bulundu ve "eve varmakla eve dönmenin aynı şey olmadığını" söyledi.

Filmi izlediğinizde bu cümlenin karşılığını çok daha iyi anlıyorsunuz aslına bakarsanız. Nereye giderse gitsin, aradan kaç yıl geçerse geçsin döne dolaşa “evine döneceğini” bildiğiniz Odysseus’un yolculuğuna tanık oluyorsunuz. 

Bana sorarsanız film tam anlamıyla bir yoldaşlık ile inanç ve “geride bırakmama” hikâyesi. Evet, birileri hayatını kaybediyor, biri inancını, gücünü, geleceğini, birileri hafızasını, aklını yitiriyor ama Odysseus eninde sonunda evine varıyor. Bunu yaparken de iki vazgeçilmezi var “yoldaşlarını hayatta tutmak” ve “yoldaşlarını geride bırakmamak”.

Özetle destan şöyle: İthaka Kralı Odysseus, Truva Savaşı’nda verdikleri büyük mücadelenin ardından, zafer kazanmış bir komutan olarak evine doğru yola çıkar. Amacı eşi Penelope ve oğlu Telemakhos ile yeniden bir araya gelmek. Ancak işler öyle istendiği gibi gitmez. Yol boyunca mitolojik yaratıklarla, tanrılarla yüzleşir, askerlerini, mürettebatını kaybeder.

Geride kalanların sınavı

Ha bir de şu var, İthaka’da onu bekleyenler...Onların da en az onun kadar zor bir sınavı var. Hatta, Odysseus’un yolculuğu kadar güçlü bir direnme alanı desem yeridir. Filmde bu durum çok iyi işlenmiş. Türlü tuzaklara ve katakullilere düşmeden tahta göz dikmiş açgözlü taliplere karşı orayı korumak da kraliçe ve oğlunun sınavı...

Yani, bir yanda Kraliçe edasıyla Penelope, diğer yanda henüz deneyimsiz oğlu Telemakhos. Bence onların orada sergilediği duruş, en az “ailenin reisi” olarak tanımlanan Odysseus’un mücadelesi ile eş değer kıymette.

Hatta açık söyleyeyim daha kıymetli çünkü onlar zorlu bir yolculuğa çıkma kararını Odysseus gibi kendi iradesi ile almamışlardı, onlar geride kalanlardı. Karar verenler değillerdi. Karardan etkilenenlerdi ve kararın sonuçlarına etki etmeye çalışıyorlardı. Zordu işleri anlayacağınız.

Burada Kraliçe Penelope’nin hakkını ayrıca teslim etmek gerek. Talipler kafasını karıştırıp türlü oyunlarla yönetimi ele geçirmeye çalışırken, kocasının döneceğine olan inancıyla son derece akıllıca........

© Bianet