İklim Ağı: Türkiye COP31’e kömürden çıkış takvimiyle gitmeli
İklim alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşunun çatı platformu İklim Ağı, 5 Haziran Çevre Günü ve 8 Haziran’da Bonn’da başlayacak COP31 hazırlık görüşmeleri öncesinde Postane İstanbul’da bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlığına ilişkin değerlendirmeler paylaşıldı.
Konuşmacılar, Türkiye’nin enerjide yüzde 78 dışa bağımlı olduğunu, elektriğin yüzde 60’ını fosil yakıtlardan ürettiğini ve kömürün yıllık gizli maliyetinin (çevre, sağlık, sübvansiyonlar) 592 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı.
Ayrıca, Türkiye’nin 2038’e kadar sera gazı salımını artırmayı planladığı, ardından 15 yılda sıfırlanmayı hedeflediği belirtilerek bu hedefin “inandırıcı olmadığı” eleştirisi yaptı.
Konuşmacılar Türkiye’nin fosil yakıtların tüketimini sonlandırmaya yönelik ilk ve en önemli adımının kömürden adil bir çıkış takvimi açıklamak olduğunu konusunda hemfikir.
“Fosil yakıt ısrarı, Türkiye’yi daha da kırılgan hale getiriyor”
İklim Ağı üyesi Dünya Doğayı Koruma Vakfı’ndan (WWF) Ayşe Mine Doğan, Türkiye’nin fosil yakıt tüketiminde yüksek dışa bağımlılığının enerji güvenliği kadar ekonomik ve çevresel kırılganlıkları da artırdığını belirtti:
“Enerji üretiminde kullandığı fosil yakıtların yüzde 78’ini ithal eden Türkiye’nin fosil yakıt ısrarı; enerjide dışa bağımlılık, yüksek faturalar, giderek kötüleşen hava, su ve toprak kirliliği ile artan sağlık sorunları olarak geri dönüyor. Üstelik son dönemde Ukrayna ve İran ekseninde yaşanan çatışmaların gösterdiği gibi, fosil yakıtlara dayalı enerji sistemi Türkiye’yi küresel krizler karşısında çok daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye elektriğinin neredeyse yüzde 60’ını fosil yakıtlardan üçte birini ise en kirli yakıt olan kömürden üretiyor; kullandığı kömürün yaklaşık yüzde 60’ını ise ithal ediyor. Bu tablo bize fosil yakıtların enerji güvenliği için bir çözüm olmadığını açıkça gösteriyor.
Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye İklim krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için doğayla ve sosyal adaletle uyumlu yenilenebilir enerji çözümlerini hızla artırması, enerji tasarrufunu güçlendirmesi ve elektrifikasyonu yaygınlaştırması her zamankinden daha kritik öneme sahip. Kriz dönemlerinde gerçek enerji güvenliği; fosil yakıtlarda değil, güneş ve rüzgar gibi erişilebilir ve yenilenebilir enerji sistemleriyle sağlanabilir. Bu bağlamda ilk adım olarak yeni kömürlü santral ısrarından vazgeçmek ve kömürden adil çıkış için bir takvim açıklamak gerekiyor.”
“İklim krizinin yükünü, bu krizden en az sorumlu olanlar........
