menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geri dönüşümün bedelini atık işçileri sağlığıyla ödüyor

12 0
21.07.2026

2017 yılında başlayan Sıfır Atık söylemi, geri dönüşüm oranlarındaki “başarı”ya dikkat çekerken, bu oranların önemli bir bölümünü üretenler hukuki statüden ve sağlık güvencesinden yoksunlar. Bu nedenle zaman içinde sağlıklarından, hatta hayatlarıı kaybediyorlar.

Kayıt dışı olmalarından kaynaklı olarak hastaneye sadece apandisit patlaması, bıçaklanma gibi çok ciddi vakalarda gidebilen işçiler, kendi aralarında yardımlaşarak sorunlarını çözmeye çalışsalar da hayatlarını devam ettirmekte zorlanıyorlar.

Greenpeace’in, 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) öncesi yayınladığı Geri Dönüşüm Raporu’na göre Türkiye, yurt içinde ürettiği 3,3 milyon ton plastik atığı yönetemezken dışarıdan yüz binlerce ton daha ithal ediyor. Bu durumda toplam yıllık plastik atık yükü 4 milyon tonu aşıyor. 

Bahsi geçen atıkların geri dönüşümünde büyük rol oynayan ancak emekleri resmiyette hiçe sayılanlar ise kayıt dışı çalışan atık toplayıcılar. Bu kesim, belediyelerin toplamadığı ya da ayıklama maliyetini yüksek bulduğu atıkları sisteme kazandırıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) “İş dünyasında plastiklere maruz kalmanın tehlikeleri” adlı 2023 raporuna göre dünyanın farklı yerlerinde çalışan atık toplayıcıların geri dönüşüm için plastiklerin `'ını topladığı ve geri kazandığı, böylece plastik kirliliğinin önlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunduğu tahmin ediliyor.

Ancak geri dönüştürülen atık rakamlarında kilit konumda olmalarına rağmen sağlık güvencesinden yoksunlar. Güvencesizlik ise sağlık sorunlarının hayatlarını tehdit edecek raddeye ulaşmasına sebep oluyor.

Yaşam koşulları sağlık üzerindeki en büyük etkenlerden biri

Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu, sağlık sorunlarının ne olduğundan ziyade bu sorunlara ne tür koşullarda yaşamanın sebep olduğu üzerinde durulması gerektiğini vurguladı.   

“Metruk binalarda 15-20 kişilik koğuşlar şeklinde kalırken, tuvaletler, banyolar ortak kullanılıyor. İnsan sirkülasyonu değişirken yataklar hiçbir zaman yıkanmıyor. Beslenme de ayrı bir sorun, günlük bazen tek öğün yemek yeniyor. Sabahları genelde pastanelerden toplanan atık denilebilecek, poğaçalarla geçiştiriliyor, bir de........

© Bianet