menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vatan Kurtaran Şaban’ı çok özlemişiz

24 0
12.04.2026

Ne kadar uzun zaman oldu sinemaya gitmeyeli.

Küçük evimizin…küçük odasında…küçük ekranında…ne zaman isterseniz…tek başınıza bile…hatta o da bitiyor sanki…telefonda…yolda giderken…tekin de teki!

Salon karanlık olurdu. Ama gizlice ağlardık. Hep birlikte.

Burun çekme seslerinden belli olurdu.

Kahkahayı basardık hep birlikte.

Biz de filmin içine girerdik sanki.

TİYATRO İZLEMENİN KURALLARI VARDI

Tiyatronun özel mi özel kuralları vardı.

Kıyafetimizin bile.

Çocuklarımızla pazar sabahları 11.00’de… hadi erken kalkın çocuklar gidiyoruz…şehir tiyatroları ucuz elbette…biraz daha büyürken bale…konser…

Biz de öyle büyüdük.

Tepebaşı’ndan geçerken hayatıma yön veren Jeanne D’arc’ı hâlâ anımsarım.

HAKSIZLIKLARA DİRENMEYİ ÖĞRENDİK

O alevler içinde yanarken bile dik duruşunu.

Balkonda…locada…ailecek…benim boyum yetmiyordu… ayaktaydım…locanın duvarına dayanmışım…başım iki kolumun üzerinde…koca iki göz…

Haksızlıklara karşı direnmeyi öyle kafaya koyduk.

Şimdi o salon yandı. Muhsin Ertuğrul. Birazı otopark, birazı çirkin renkli ve mimarili TRT binası.

Nasıl gittim bu kadar eskilere.

Dün akşam tiyatrodaydık. Çankaya Belediyesi’nin Yılmaz Güney Sahnesi’nde Haldun Taner’in Vatan Kurtaran Şaban oyununu izledik.

Tiyatro hâlâ var.

Tiyatro gibi tiyatro.

Nasıl doyduk.

Nasıl mutlu olduk. Ara vermeden iki saat.

Oyuncular ciddi.

Gözleri bir kez bile kaymadı oyunun dışına.

İzleyiciler beslenmeye aç, dikkat kesilmiş.

OYUN DEĞİL YAŞAM

Bir saniye bile yüzünden o Şaban ifadesi, gözünden cahil-ürkek-liyakatsız bakışı kaçmadı.

Hani bilmesem 40 yıldır tanıdığım Murat Demirbaş’ı tanımayacağım o kadar.

Ona benziyor ama bu kadar şapşal surat değildi diyeceğim.

O konuşurken herkes yapar mı bilmiyorum, ben kenarda duran oyuncunun da yüzüne bakarım.

Sahne bütündür. Herkese sorumluluk yükler. Ayrıntılar. Yüz ifadeleri. Ne bileyim örneğin seyirciyle kaçamak bir bakışma…

Belli olur hemen. Batar.

HERKES BAŞROL

Artık biliyorsunuz tiyatroların sürekliliği eskisi kadar kolay değil.

Hele böyle kalabalık oyunlarda. Salon bulunca oynandığı için belli dönemlerde biraraya geliniyor. Maddi sorunların altından kalkmak kolay mı…aylıkla aile geçindirmek…nasıl birarada tutacaksınız.

Etraftan toplama… derleme oluyor oyuncular.

Uygun adım yürümek zorlaşıyor elbette. Bazıları iyi olur, bazıları aksar.

Bazı oyunlar aynı salonda, aynı turnelerde, aynı ekip yıllarca oynanırdı.

Takım oyunu, kaynaşma…uyum…kolay değil, oynadıkça güzelleşir, pürüzler temizlenir, hoşluklar eklenir…ırmağın suyu gibi şırıl şırıl akar gider.

İşte öyle bir oyun izledik.

Herkes başrol oyuncu.

Üstelik epik tiyatro. Zor!

Şarkılar, dans, sahne değişimi, birbirine eklenen ayrı sahneler.

Hiç aksamadan.

Aslında bizden biridir bütün karakterler.

Öte yandan bunun bir oyun olduğunu da unutturmaz,

Bu tür tiyatro bizim geleneğimizde var.

Onun için ilk örneği Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nı çok sevdik.

Haldun Taner bu oyunu Alman kabarelerini örnek alarak bizim geleneksel Türk tiyatrosundan esinlenerek yazmıştır. Bu yüzden Vatan Kurtaran Şaban tiyatromuzun kabare örneğindeki ilk oyunudur.

Dilimize bile girdi replikleri.

Çünkü seyirci de biziz.

Köylerimizde bir bilge mizah ustası vardı. Kızım sana söylüyorum hesabı.

Büyükbabaların, ninelerin anlatımlarında.

Yoksa onların yerini TV dizileri mi aldı…

Onun için mi çok özlemişiz Vatan Kurtaran Şaban’ı!

OYUN YAŞAR CANLIDIR

Bizde yazıldığı gibi kalmaz epik tiyatro. Yaşar.

Bugüne göndermeler aralara sıkıştırılıverir.

Denk gelen yere bir manzara konuverir.

Hani oyun da yabancılamaz… kan uyuşmazlığı olmaz…cuk oturuverir.

Yazarın yaşamadığını bilmeseniz…o yazdı sanabilirsiniz.

Çünkü biz değiştiriciliğe devam ediyoruz.

Çok zaman oldu. Alman sahnelerinde Brecht seyretmeyeli. Epik tiyatronun kurucusu ve ustası.

Acaba onlar da aralarda güncel göndermeler yapıyorlar mı…

Eskiden Doğu Almanya bölgesinde birleşmeden sonra bu gelenek devam etmişti..

Hâlâ Brecht oynuyorlar mı, belki de onu sormak gerekir.

SEYİRCİ ETKİN

Epik tiyatroda izleyici, sahnedeki oyuncuyla özleşip onunla ağlayıp gülüp rahatlayıp hadi Allah’a ısmarladım deyip çıkıp gitmez. Onun kararlarını ve toplumsal koşullarını gözlemler, sorgular. Etkindir.

Haldun Taner’in ustalığı iste buradadır.

İğnelemelerde kabullenme yoktur

İnsanı dürter hadi kalk, kalk da güleceğine düzelt diye.

Alay etmek değildir.

“Bak ben ne müthiş bir adamım toplumun…insanın…ne kadar kötü olduğunu görüyorum” diye tepeden bakmaz, kafana vurmaz.

İzleyince dersiniz ki “bu adam cahil ama kabahat onda değil …onu cahil bırakan o sistemde…güldüğüme bakmayın…”

KİM TUTAR SİZİ

Hedefimiz o “Şaban” değildir.

Hem sever hem döversiniz, kızarsınız

Eğrilikler düzeltme aşkınız kabarır.

Kim tutar sizi!

SALLABAŞ BÜROKRASİ

Vatan Kurtaran Şaban 1967’de yazılmış. Ama hiç eskimemiş.

Bir rastlantı sonucu “tapu-kadastro” gibi durağan bir iş bilgisiyle “kültür müsteşarlığı”na atanan Şaban Efendi üzerinden devlet yönetimindeki liyakatsizlik ve evet efendim-sepet efendimci-sallabaş bürokrasi sert bir dille eleştirilir.

Üstelik bize hâlâ çok yabancı olmayan, ekranlardan bile tanıdığımız “her şeyi bildiğini sanan” Şaban!

Düzeltmeye kalkışması.

Doruktaki cehalet ve yozlaşma!

Devlet yönetimi ve kamuculuk açısından bürokrasi…siyaset…liyakat… siyasi çıkarlar için sanatın nasıl sığlaştırıldığı, dalkavukluk…halktan kopukluk… yabancılaşma “batılılaşma”…”modernite”… sağ-sol kavramlarının tanımı Türk siyasi ve toplumsal yaşamında her daim gündemde. Türkiye özelinde yürüyüp iki çizgi halinde gelen Tanzimatçılık eleştirisi oyunun özelinde var mıydı… anımsamıyorum. Ama dedim ya oyun yabancılamıyor, hedefine uygun eleştirileri-önerileri hemen kucaklıyor.

SANAT ŞEKİLLENDİRİCİ BİR ÇEKİÇ

Önemli kendini dayatan bir ihtiyaç.

Brecht “sanat, gerçekliğe tutulmuş bir ayna değil, onu şekillendirmek için kullanılan bir çekiçtir” der.

Gerçekten 2026’da Türkiye’nin ve dünyanın bir karar arifesinde olduğu dönemde sahneye konan Haldun Taner ustanın Vatan Kurtaran Şaban oyunu sanatın ve sanatçının gücüyle doğru ellerde birleşince nasıl müthiş bir enerjiye dönüşeceğini gösteriyor.

Çekiç gibi… dan! dan!…

Mutlaka izleyiniz.

Not1:

Türk Tiyatrosu’nun ve edebiyatının çok önemli ve özel adı Haldun Taner’i ayrıca yazacağım.

Not2:

Kobat Sanat Tiyatrosu’nun Vatan Kurtaran Şaban adlı bu oyunu bundan sonra hem Ankara’daki sahnelerde hem de Anadolu’da farklı illerde seyirciyle buluşmaya devam edecek.


© Aydınlık