menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin yükseliş stratejisi-3

13 41
13.02.2026

Nadir toprak elementleri (NTE’ler), 21. yüzyılın “yeni petrolü” olarak sadece teknolojik gelişmelerin değil aynı zamanda jeostratejik güçlerin rekabet sahası haline gelmiştir. Küresel tedarik zincirinin neredeyse tamamına yakını Çin’in kontrolünde tutulması, Batılı ülkeleri alternatif tedarik kaynakları ve kendi rafinasyon kapasitelerini kurmaya zorlamıştır. Bu süreçte ABD, Ukrayna, Grönland ve Kanada gibi stratejik bölgelerle kaynak diplomasisi yürütmekte; Avrupa Birliği ise NTE’leri kritik ham madde listesine alarak tedarik güvenliği çalışmalarını hızlandırmaktadır. Bu jeopolitik rekabet ortamı, Türkiye gibi büyük rezerv potansiyeline sahip ülkeler için hem fırsat hem sorumluluk doğurmaktadır.

‎Türkiye, 694 milyon ton brüt NTE rezerviyle Çin’in ardından dünyanın ikinci en büyük rezervine sahiptir. Ancak bu potansiyelin gerçek değeri, sadece cevher çıkarımında değil; NTE’lerin yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinde yatmaktadır. Ham NTE oksit ihracı ile sınırlı kalınması durumunda piyasaya 3–4 milyar dolarlık bir katkı sağlanırken, NdFeB kalıcı mıknatıs üretimiyle bu değer 40 milyar dolar seviyesine çıkmaktadır. Elektrikli araç motoru üretimine kadar ilerlenirse trilyon dolarlık bir ekosistemin temeli........

© Aydınlık