DANS EDEN BEYİN OLMAK
Ne zaman bir dans muhabbeti geçse, ilk sorulan soru "60'lı veya 70'li yaşlarda dans etmeye başlamak için çok geç değil mi?" oluyor. Konuşma sürüp gidiyor ister istemez. Muhabbette konu olan soruya verilebilecek cevap kısaca; aslında bu, başlamak için mükemmel bir zaman. Beyin her yaşta "plastik" (değişebilir-esneklik hali) olduğundan, dans etmeyi öğrenmenin bilişsel talepleri yaşlı yetişkinler üzerinde daha da derin bir etkiye sahip olabilir.
Çok uzun yıllardan beri eşim Sevinç ve ben bir grup arkadaşımızla dans ritmindeyiz. Hocalarımızla ilk tanışmamız 2000'li yıllar. Prof. Dr. Gürbüz Aktaş ve Prof. Dr. Filiz Aktaş, nam-ı diğer FİGÜR çifti, hem arkadaşlarımız hem de hocalarımız. İki binli yıllarda Ege Üniversitesi Konservatuvarı dans salonlarında mesai sonraları başladık dansa. Dans etsek ne olur, etmesek ne olur diyebilirsiniz. Ama dans edin derim. Bu nedenle geçen yılın sonlarında Gürbüz hocamızın kurucu başkanlığında bir grup dans severle birlikte DANS TERAPİ DERNEĞİ kuruldu.
DANSIN ETKİSİNİ YABANA ATMAYIN
Dansın etkisi hayatımızda yabana atılmaması gerekir. Neden derseniz; hem yaşam deneyimimizden hem de çalışmalar bunu olumluyor. Bir salon dansı dersinin beyin sağlığı için koşu bandından daha iyi performans gösterdiği belirtiliyor. Çünkü dans dersinde neşeyle dans eden çiftler var. Hareket-Kardiyo kalbinizi güçlü tutar, ancak beyin sağlığı başka bir şeyle ilgilidir: yenilik, koordinasyon ve dikkat. Bir salon dans dersi üçünü de aynı anda zorlar – dans kalıplarını hatırlamak, müzikle senkronize olmak/ritim duygusu, bir partnere yanıt vermek ve diğer çiftlerle gerçek zamanlı olarak uyum sağlamak.
Bu nedenle dans ve yaşlanma üzerine araştırmalar genellikle dansın tekrarlayan egzersizden zihinsel olarak daha zorlu olduğuna........
