Örgütlü halk, devlet ve bilim
Toplumda bireyler, tek tek çok özgürmüş gibi algılansa da kalabalıkta bile yalnızdırlar. Bu zaten aramızda sıkça paylaştığımız bir olgudur. Onun için bireyler bulundukları toplumun bir parçası olmak isterler. Aidiyet duygusu birey psikolojisini destekleyen bir durumdur. Futbol kulüpleri, okul dernekleri, memleket dernekleri gibi kurumlar bu olguyu destekleyen kurumlardır. Bunlardan birine ya da birkaçına üyelik, insanların yalnız olmadığı ve dayanıştığı bir grubun olduğunu düşündürür.
Altı okun ‘Halkçılık’ ile birlikte ekonomik modelini tarif ettiği ‘Devletçilik’ ilkesi de aslında buradan çıkan, ait olduğu toplumun bayrak, milli marş, ortak dil ve benzer sembollerini paylaşmaktan onur duyan bir birlikteliği anlatır.
‘Devletçilik’ ilkesi de toplumun dayanışma ve aidiyet sorununu ekonomik olarak çözen örgütlenmedir.
Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarından İsmet İnönü, 1930 yılında ‘şimendifer politikası’ olarak adlandırılan ve Türk milli üretiminin pazarlara açılması hedefi ile döşenmeye başlanan demiryollarının en önemli durağı olan Sivas İstasyonu’nun açılışında ‘Devletçiliği’ şöyle tarif eder: “Biz iktisadiyatta hakikaten mutedil devletçiyiz. Bizi bu istikamete sevk eden bu memleketin ihtiyacı ve bu milletin fikrî temayülüdür. Memleketin ihtiyaçları için herkes ve her yer Hazine’den çare arar. Elektriği yapılmayan şehir, limanı fena olan yer, iş bulamayan adam hükümeti muhatap tutar.”
Türk Milleti’nin çareyi Hazine’de (devlette) aradığını anlatır.
Türklerin en önemli özellikleri, binlerce yıldan bu yana imparatorluk kurma gelenekleridir. Yani Türkler devlet........
